24 Ocak 2018 Çarşamba

Uzman gözüyle Afrin Harekâtı...


Adnan Öksüz

“Zeytin Dalı Harekâtı” devam ediyor… Tüm temennimiz ve dileğimiz Mehmetçiğin bölgedeki misyonunu en kısa sürede tamamlaması ve hayırlısı ile kışlasına dönmesi…

Dualarımız Mehmetçikle…

Şunu merak ettim; bölgeyi ve askeri stratejileri bilen, hatta mesela Hataylı bir uzman bu harekâta nasıl bakıyor?

Prof. Celalettin Yavuz, bu açılardan dikkatimi çekti ve Celalettin Bey bölgeden biri, Hataylı…

“Afrin'e girmek Türkiye'nin meşru müdafaa hakkıdır!” başlıklı yazısından birkaç bölüm aktarmak istiyorum. Ne diyor, Prof. Yavuz? Bakalım mı;

* “Türkiye nihayet Afrin'e girdi! Çok da iyi etti. Keşke çok daha önce girseydi. Fırat Kalkanı, Ağustos 2016'da Cerablus'ta başladı. Bir hafta sonra Çobanbey'den de girilirken Afrin'e de girilebirdi. Bunu o zaman da yazmıştım. AK Parti iktidarı Suriye politikasında, mecbur kaldığı Fırat Kalkanı Harekâtı ile yanlıştan dönmüştü. Bu doğruya bazılarının gürültülü muhalefetine rağmen İdlib'de çatışmasızlık bölgelerinin tesisine yardımcı olmak için asker göndererek devam etti. Son doğrulardan biri de Afrin'e girilmesidir.”



* “Bölgenin önemli aktörlerinden Rusya, epeyce tereddütlü bir tablo çizdi. Aslında Türkiye, Fırat Kalkanı Harekâtı bittikten sonra 2017'de Afrin'e girme niyetini açık ettiğinde bölgeye 100-200 arasında değişen askerini göndererek, bir bakıma Türkiye'nin bu harekâtını önlemeye çalışmıştı…”

* “Rusya, bir bakıma bu harekâta zımnen ‘Evet!' demiş olmalı. Zira harekât başladıktan sonra tüm suçu ABD'ye yükledi. PYD-YPG konusunda her ne kadar Rusya da masum değilse de, IŞİD'le mücadele bahanesiyle PKK-YPG'yi eğiten, donatan ve düzenli askeri birlik haline getirmeye çalışan, son olarak da Sınır Koruma Birliği kurma çalışmaları ile Türkiye'yi çileden çıkartan ABD'nin suçu az uz değil. Üstelik PYD-YPG'ye bugüne kadar içinde ağır silahlar, hava ve zırhlı araçlara karşı kullanılacaklar da dâhil 5 bine yakın TIR yüklü silah verdi.”

* “Afrin sadece PYD-YPG'nin 2014 başlarında ilan ettiği sözde özerk kantonlardan biri değildir. Aynı zamanda 1990'lı yılların ortalarından itibaren Hatay'a ve Osmaniye'ye geçerek Amanoslar'ın sık ormanlarında yuvalanan PKK'nın yuvalanma ileri geçiş üssü gibi kullanılması açısından da önemlidir. Bu harekâtla PKK'nın Amanos kanadı da çökebilecektir.”

* “Afrin'de aslında Kürt nüfus sanıldığı gibi fazla da değildir. Bir kısmı Hatay'ın Kırıkhan ilçesine ait ve sınırın ötesinde Suriye'ye ait Kurt Dağı (veya Kürt Dağı)'nın eteklerinde ‘Kürtleşmiş' Türkmenler vardır. PKK, 2012'de burayı üs haline getirmişti.”

***

Dikkat etmişsinizdir, bölgeye ilişkin ilginç bilgiler de veriyor, Prof. Celalettin Yavuz…

GÜVENLİK POLİTİKALARI UZMANI

Prof. Celalettin Yavuz...

Ayvansaray Üniversitesi Öğretim Üyesi...

Dörtyol (Ocaklı)/Hatay'da doğdu.

İlgi alanı “Güvenlik Politikaları”…

Bu bağlamda “Jeopolitik, Strateji” yanında, yoğun olarak çalışmalar yaptığı sahalar; Ortadoğu-Doğu Akdeniz, Türk-Yunan-Kıbrıs Sorunları, Deniz Haydutluğu ve Terörizm, Karadeniz havzası ve Almanya... 1974'te Deniz Harp Okulu'ndan, 1983'te Deniz Harp Akademisi'nden, 1991'de Hamburg/Almanya'da Alman Sevk ve İdare Akademisi'nden mezun oldu.

Almanya'da Deniz Ataşesi (63 kişilik Deniz Ataşe Birliği Başkanlığı) dahil, Mersin'de Akdeniz Bölge Komutanlığı Kurmay Başkanı, Karakol ve Çıkarma Gemileri Filotilla Komodoru, Genelkurmay Yunanistan-Kıbrıs Dairesi'nde “Yunanistan Şube Müdürü”, 2001-2003 döneminde Deniz Harp Okulu Dekanı olarak görev yaptı…

Deniz Kurmay Kıdemli Albay rütbesiyle 2004'te kendi isteğiyle emekli oldu.

1993'te Doktor, 2002'de Doçent Dr. oldu. 2004-2007 döneminde Bilkent Üniversitesi'nde ders verdi. 2009'dan itibaren Başkent Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler-Siyaset Bilimi dalında ve Milli Güvenlik Akademisi'nde ders vermekte.



Farklı projelerde yer aldı.

Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Merkezi ‘TÜRKSAM'ın Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Yavuz, Birgül Hanım'la evli ve iki çocuk babası… Almanca ve İngilizce biliyor…

Şunu da ekleyelim; zaman zaman Millî Gazete'de farklı konularda demeçleri yer aldı, Celalettin Bey'in…

MİLLİ GÖRÜŞ'E NEDEN YER VERMİYORLAR?

Selamün Aleyküm,

Değerli Adnan Bey, yazılarınızı elimden geldiği kadar takip etmeye çalışıyorum. İç açıcı, rahatlatıcı bir üslubunuz var, Allah razı olsun. Yalnız bir şeyi merak ediyorum; biliyorsunuz Saadet Partisi ve Milli Görüş'e yazılı ve görsel medyada fazla yer vermiyorlar? Elbette bunun maksatlı olduğunu düşünüyorum.

Ancak zaman zaman farklı medya temsilcisi ve gazetecilerle bir araya geliyorsunuz, arkadaşlığınız, dostluğunuz vardır. Bu konuları hiç dile getiriyor musunuz? Neden böyle davranıyorlar? Bu konuda özel bir talimat mı alıyor, görsel ve yazılı medya?

Milli Görüş bu ülkede hükümetler kurmuş, defalarca Meclis'te bulunmuş bir hareket. Merhum Erbakan Hocam millete ve ümmete mal olmuş bir lider. Ben bunu çok merak ediyorum, neden? Daha iki günlük bir parti dahi medya gündeminden düşmezken (üstelik bir dava partisi değil, kökten gelen bir lideri de yok) hatta neredeyse iktidar olacakmış gibi bir algı oluşturulur iken, neden Saadet Partisi'nden yeteri kadar söz etmiyorlar?

Lütfen bu soruları bizim adımıza sorarsanız belki içimiz bir nebze rahatlar. Selam ve dua ile.

(MUSA AKSOY)

MESAJ PANOSU

Saadet Partisi mutlaka Meclis'e girebilmeli. Artık nasıl bir formülle olur, bilmem. Ama gerekirse CHP, İyi Parti, Saadet Partisi beraber hareket edebilmeli. Keşke HÜDA PAR da buna dahil olabilse. Aslında aklını başına devşirmiş bir HDP'nin de Meclis'te olması, temsili hakkaniyeti açısından önemlidir.

Başkanlık seçimi ise ayrı bir mevzu. Tüm kesimleri kucaklayabilecek ve onlardan kabul görebilecek bir aday lazım. Elinizden gelirse lütfen Saadet Partisi yetkililerine iletebilir misiniz? (CİHAN VATA)

Paylaş:

YORUMLAR

Yorum Yaz