10 Mayıs 2019 Cuma

Siyasette “mağduriyet” önemli faktör!


Adnan Öksüz

Önce bazı 'anahtar' kelimeler ve kavramları hatırlatmak istiyorum;

* "23 Haziran" gerçeği... * Konya... * Seçim... * 1977...

* MSP... * Mehmet Keçeciler... *Yüksek Seçim Kurulu...

* Baskı... * Yeniden seçim... * Yeniden Keçeciler...

* 12 Eylül... * Asker... * Darbe...

Konya'da İmam Hatip'te okudu.

İmam Hatip'ten sonra Yüksek İslam Enstitüsü'nü bitirdi.

Sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde okudu. Öğrencilik hayatı başarılarla doluydu.

Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdiği yıl (1968'de) kaymakam oldu. Ardeşen, Kargı, Fındıklı ve bir ara da Çumra Kaymakamlığı yaptı. Fransızca, Arapça ve Farsça biliyordu.

Bir mülkiyeli olarak idealistti ve mesleğinde iddialıydı. İçişleri Bakanlığı'nın açtığı bir sınavı kazanarak Fransa'ya gitti. Paris Uluslararası Amme İdaresi Enstitüsü'nden ve Üniversite Paris'ten master derecesi aldı. Artık donanımı tamdı.

 

O yıllarda Fransa'da master yapmak hiç de kolay değildi. Başardı ve yurda döndü.  

Peki, ama şimdi ne yapacaktı?

Bir mülkiyeli ne yapıyorsa, o da onu yapacaktı. Mesleğinde yükselecekti.

Fakat o dönem Konya siyasetinde etkili olan iki isim vardı; Milli Selamet Partisi (MSP) Konya İl Başkanı Ali Güneri ve MSP Merkez İlçe Başkanı Ömer Zileli. Güneri ve Zileli, Keçeciler'e kancayı takmıştı. Onu siyasete çekmek belki de kazandırmak istemişlerdi.

İşte beklenen fırsat da doğmuştu...

Konya'da 1977 yılında belediye başkanlığı seçimleri yapılacaktı.

Milli Selamet Partisi Konya Belediye Başkanlığı'nı kazanmak istiyordu ve bunun için en uygun isim Mehmet Keçeciler'di.

Başkente gidildi, kendisiyle konuşuldu ve belediye başkan adayı olması için ikna edildi.

Ali Güneri ve Ömer Zileli başta olmak üzere arkadaşları, Keçeciler'i aday yaparak daha işin başında diğer partilere karşı psikolojik bir üstünlük elde etmişlerdi.

1977'de yapılan mahalli seçimleri Mehmet Keçeciler kazandı.

***

Dönemin siyasi iktidarı Yüksek Seçim Kurulu üzerinde müthiş bir baskı kurdu.

Peki, ya sonuç...

Sonuç şu; yapılan itirazlar üzerine seçim tekrarlandı.

MSP'nin adayı Mehmet Keçeciler yenilenen seçimi ezici bir üstünlükle yeniden kazandı.

Mehmet Keçeciler artık Konya Belediye Başkanı olmuştu.

Keçeciler'in yeniden kazanmasında 'mağduriyet' faktörü şüphesiz çok önemli bir rol üstlenmişti.

***

Ve son bir not;

Mehmet Keçeciler'in belediye başkanlığının 3. yılında Konya'da yapılan “Kudüs Mitingi”...

İşgal devleti İsrail'in anladığı dilden bir program ve organizasyondu. “Kudüs Mitingi”, 12 Eylül askeri darbesinin gerekçelerinden birisi olarak gösterildi.

***

Yukarıdaki satırlardan muradım şudur, anlatmak istediğim şu; siyasette “mağduriyetler” önemli…

(Yukarıdaki bilgileri konyapostasi.com'dan, Ali Rıza Taban'ın yazısından aldım. Kurgu bana aittir.)

 KEÇECİLER ŞİMDİ NE DİYOR ACABA?

Yıllarca önce mağduriyet yaşayan ve kazandığı Konya Belediye Başkanlığı koltuğu elinden alındıktan sonra yeniden -üstelik açık ara- seçimi kazanan Mehmet Keçeciler şimdi ne düşünüyor, acaba?

YSK, İstanbul'da seçimleri iptal etti ve tekrarlanmasına karar verdi.

Tıpkı, 1977 yerel seçimlerinde Konya'da olduğu gibi…

***

Merak ettim; Keçeciler, YSK'nın İstanbul için verdiği kararda bir “mağduriyet” görüyor mu, görmüyor mu?

Şunu da ifade edeyim; amacım, Mehmet Keçeciler'i bu sütunlarda övmek ya da yermek değil!

Sadece bir siyasi gerçeği ortaya koymak…

 

KEÇECİLER VE LADES!

Mehmet Keçeciler demişken…

Bir zamanların ANAP'ında bir dediği iki edilmeyen isimdi Mehmet Keçeciler.

Keçeciler'i her gördüğümde nedense lades oyunu gelir hatırıma.

Nedir peki o meşhur lades oyunu?

İddia o ki, Keçeciler, lades sonucu Genel Başkan Yardımcılığı koltuğundan olmuştu.

Bu olayı, ilk yazan ve ortaya çıkaran gazeteci Yavuz Donat olayı şöyle anlatmıştı:

“ANAP içinde milliyetçi muhafazakâr ve liberaller vardı.

Partide Özal'dan sonraki isim Mehmet Keçeciler'di. Kendisi ikinci adamdı. Mesut Yılmaz, Güneş Taner başta olmak üzere liberaller bundan hoşlanmıyordu. Semra Özal da Keçeciler'den pek hazzetmiyor ve gitmesini istiyordu.

Turgut Özal, Nurettin Koçak'ın Nirvana adlı yatında Göcek'te tatil yapıyordu. Bu tatilde Özal ve Semra Özal'la birlikte, Nurettin Koçak ve eşi ile Güneş Taner ve eşi Beyza Taner de vardı.

Bir akşam yatta akşam yemeğinde tavuk yenildi.

Yemekten sonra herkes kocasıyla lades tutuştu.

Ladesi 4 erkek kaybetti; Güneş Taner eşine bir pırlanta yüzük, Nurettin Koçak ise bir kırmızı Mercedes sözü vermişti. Turgut Özal ise ne alacağını söylemedi. Semra Özal araya girerek, “Ladeste kazandım. Mehmet'in kellesini istiyorum” dedi.

Tatil sonrası Ankara'ya döndüklerinde birkaç gün sonra Mehmet Keçeciler Genel Başkan Yardımcılığı görevinden alındı.

Ben görevden alınmadan sonra bu lades olayını yazdım.

Turgut Bey, İstanbul'da orduevinde kalıyordu. Gazetenin taşra baskısında haberi görüyor ve beni arattırıyor. Ama ben aranacağımı tahmin ettiğim için yok dedirtiyorum. Daha sonra beni Güneş Taner aradı ve, “Bu olay hangimizden sızdı. Turgut Bey küplere bindi” dedi.

Sabah, Turgut Bey bu habere, “Böyle bir şey olmamıştır. Objektif değildir. Yalandır...” diyerek tepki gösterdi.

Bu açıklamaları üzerine Özal'a gazetedeki köşemden cevap verdim. Cevabımda, “Güneş Taner bana telefon ederek haberin kimden sızdığını sordu. Olay doğru olmasa açıp sorar mıydı?” diye ayrıntıları yazdım.

Özal, bu defa tekrar, “Haber tamamen yalan ve aslı astarı olmayan bir olay” açıklamasını yaptı.”

***

Siyaset farklı bir oyun alanı…

Bir giren pişman, bir de girmeyen…

Peki, ama geride de ne kaldı ki!

Paylaş:

YORUMLAR

Yorum Yaz