5 Temmuz 2017 Çarşamba

Sittin sene* iktidara gelemezsiniz!


Adnan Öksüz

Burası, İstanbul'un çok bilinen, konuşulan, sosyetenin de merkezi olarak kabul edilen ilçesi.
Yer; belediye başkanının makam odası.
Belediye başkanı CHP'li.
 
İlçedeki bazı okul müdürleri CHP'li yeni başkana “yeni görevinde başarılar dilemek üzere” makamdalar.
Sohbet esnasında bir ara bir okul müdürü, “İnşallah hayırlı hizmetlere vesile olursunuz…” temennisinde bulunuyor.
Zira belediye yönetimlerinin okullarla her daim sıkı ilişkileri, işbirliği, ortak faaliyetleri, icraatları biliniyor.
Baktığınız zaman olumlu, yapıcı ve güzel bir temenni, değil mi? Böyle bir dilek karşısında, dünyanın hemen her yerinde yapılacak olan şey, verilecek olan tepki “teşekkür”dür, öyle değil mi?
Fakat öyle olmuyor! Bakın ne oluyor? 
 
“İnşallah hayırlı hizmetlere vesile olursunuz…” diyen okul müdürünün başkan beyden aldığı cevap son derece şaşırtıcıdır;
- “Bizim hayırla mayırla işimiz olmaz. Bu türden kavramları kullanmayalım lütfen!”
 
Hoppalaaaa! Ve de “yuh” yani!
Ortam bir anda buz kesiliyor.
Eğitimciler, “Ne umuyorduk, ne bulduk!” diyerek başkanlık makamından ayrılıyor.”
***
 
Yukarıda yer verdiğim bu diyalog daha yakın zamanda yaşandı. 
Yakın dediysem, mahalli seçimlerden hemen sonra...
Ben şimdi size bir diyalog değil belki ama daha önemli ve çarpıcı bir fotoğraf karesinden söz etmek istiyorum; 
Geçtiğimiz günlerde Ramazan Bayramı'nı idrak ettik. 
 
Bir kez daha tekrar etmek istiyorum; Ramazan Bayramı!
Fakat İstanbul'un önemli ilçelerinden (Şişli) birinin Belediye Başkanı, billboardlara koyduğu kutlama afişinde “Ramazan”dan “şeker” diye bahsediyor. 
Cümle aynen şöyle: “Kardeşlik, barış, dostluk duygularımızı paylaştığımız Şeker Bayramı kutlu olsun. H.Hayri İnönü, Şişli Belediye Başkanı”.
 
Olmadı Başkan, olmadı!
Yakışmadı Başkan, yakışmadı!
 
* Siz bilmez misiniz ki, Ramazan Bayramı'na “Şeker Bayramı” demek, Milli Şef döneminin kalıntısıdır. 
 
* Siz bilmez misiniz ki, Ramazan Bayramı'na “Şeker Bayramı” demek, İslam'ı içselleştirememenin bir yansımasıdır.
 
* Siz bilmez misiniz ki, Ramazan Bayramı'na “Şeker Bayramı” diyenler çoğunlukla gayrimüslimlerdir. Öyle bilinir. 
Olmadı Başkanım, olmadı!
(* Bu bir deyim; “ömür boyu” anlamında...)
 
 

KUR'AN'DAN AHKAM AYETLERİ ÇIKARILACAK, YERİNE NUTUK'TAN PARÇALAR EKLENECEK

“Ne örümcek, ne yosun/ Ne mucize, ne füsun; Kâbe Arab'ın olsun/ Çankaya bize yeter!”
Daha yakın zamana kadar ders kitaplarını meşgul eden bu şiir, malumunuz Kemalettin Kamu'ya ait. 
CHP dönemlerinde İslam aleyhine söylenmiş, sarf edilmiş sözler, inkârlar biliniyor. 
 
Tokat milletvekili ve Devlet Tiyatroları İlk Edebi Kurul Başkanı Refik Ahmet Sevengil'in, “Allah'ı da, Sultan'la birlikte tahtından indirdik” meşhur cümlesi... “Bizim mâbedlerimiz fabrikalardır” diyen CHP milletvekilinin Uyanış Dergisi'nde yayınlanan o ünlü cümleleri... (15 Ağustos 1929)
Yine, Osman Nuri Çerman'ın, “Sen takıl peşine de baldırı çıplak Arab'ın / Korkma gir kanına hikmetin aşkın şarabın” ifadeleri... 
 
Bilenler bilir, yine Osman Nuri Çerman “Türk'ün Dini Kemalizmdir” diye bir kampanya başlatmıştı. Döneminde, “Dinde Reform” isimli bir de dergi çıkarıyordu. Çerman'a göre, “Sadece ezan Türkçeleştirmekle kalmamalı, namazın şekli, vakitleri yeniden düzenlenmeli, camilerin de yapısı yeniden düzenlenerek halkevlerinin kontrolüne verilmeli” idi!  Bu projeye göre, “Kur'an'dan ahkam ayetleri çıkarılacak, yerine Nutuk'tan parçalar eklenecekti!” Peki, ya Falih Rıfkı Atay'ın şu cümleleri; “Cehennemim var diye / Kurum etme ey Tanrım / Bağrımdaki ateşle / Seni bile yakarım”, “İslâmiyet denince benim aklıma çorap kokusu gelir.” 
 
1946 yılında, TBMM kürsüsünde konuşan Başbakan Şükrü Saracoğlu'nun, “Din zehirdir. Türkiye'den dini tamamen atabilmek için bize 30 sene daha lazım” açıklaması, bu partinin dine ve İslam'a bakışını adeta özetler mahiyette idi... 
 

O MEŞHUR ANEKDOT!

Tüm bunların ötesinde, Milli Şef İsmet İnönü'nün o meşhur anekdotunu hatırlatmanın tam zamanı; 
 
Yukarıdaki fotoğrafı görünce, Milli Şef İsmet İnönü'nün “Allah” kelimesini kullanmamaktaki ısrarı geldi birden hatırıma.
 
* Evet, şunu biliyoruz; önceki Genel Başkan Deniz Baykal, “Biz imam hatipli gençlerle diskoya giden gençleri aynı potada değerlendireceğiz” dedi. Ama bu çıkış, CHP'li bir vekilin, mezarlığın girişinde bulunan, “Küllü nefsünzâigatül mevt- Her nefis mutlaka ölümü tadacaktır” ayetinden rahatsızlık duymasını engelleyemedi.
 
* Evet, şunu biliyoruz; yine aynı Baykal, çarşaf açılımı yapmış ve çarşaflı kadınlara rozet takmıştı… Fakat aynı zihniyet, üniversitelerde başörtüsünü çıkarttırmak için “ikna odaları” kuranları parlamentoya milletvekili olarak taşımıştı.
 
* Evet şunu biliyoruz; eski genel başkanlardan Milli Şef İsmet İnönü, parti kurmaylarının “Efendim Anadolu'daki mitinglerde Allah kelimesini telaffuz etseniz…” önerisini getirdiklerinde bir toplantıda sadece “Allahaısmarladık” demişti...
 
* Evet şunu biliyoruz; aynı partinin önemli bir ismi, “İsmet Paşa o kadar laik bir devlet adamı idi ki Köşk'te cuma namazlarını kimseye göstermeden tek başına kılardı…” ünlü vecizesini tarihe altın harflerle yazdırmıştı...
 
* Evet, şunu da biliyoruz; CHP'nin şimdiki Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, üniversitelerde başörtüsü yasağının kaldırılmasına pozitif destek vererek, özgürlüklerin önünü açma vaatlerinde bulunarak milletten olumlu tepki aldı. Elbette bu katkıyı da kimse inkâr edemez. 
 
***
Amma velâkin; işte bunun içindir ki, bu parti;
 
* Muhafazakâr isimleri istediği kadar milletvekili yapsa ve büyükşehir belediye başkan adayı gösterse de,
 
* Sonuna kadar dini kavram ve argümanları dilinden düşürmese de,
 
* Ne kadar “çarşaf açılımı” yapsa da,
 
* Seçimlerde istediği kadar başörtülü aday çıkarsa da,
 
* Üniversitelerde başörtüsü yasağının kaldırılması için olumlu görüş belirtse ve de yasağın kaldırılması için siyasi iktidara destek verse de;
 
* Zamanı ve yeri geldiğinde, içinden bir türlü uzaklaştıramadığı dine olan o mesafesi hemen ortaya çıkıyor ya, hani!
 
* Hemen hemen hiçbir zaman içselleştiremediği “dine yakın olma çabası” zaman zaman hoyrat bir şekilde, gerçeklikten uzak bir biçimde sırıtıyor ya, hani!
 
CHP işte bu yüzden hep kaybediyor, hep kaybediyor, hiç kazanamıyor.
İşte o yüzden CHP sittin sene iktidara gelemiyor...

 Milli Gazete

Paylaş:

YORUMLAR

Yorum Yaz