4 Haziran 2018 Pazartesi


Sayın Erdoğan’dan Korkun, Sayın Recep Bey’den Hayâ Edin, Sayın Tayyip Bey’den Utanın


“Ferman Bey; yaşınız benden 30 sene kadar büyük yani eğer sıraya riayet olursa Azrail ensenizde” diye hatırlatma yaparak başlamak istedim bu yazıya. Tıpkı sizin Temel Bey hakkındaki satır araları hakaret dolu yalan ve yanlış kıyaslarla bezenmiş kara yazınıza başladığınız gibi. Evet, bu yazıyı Ferman Karaçam'ın geçenlerde kaleminden dökülen karalıkları yüzüne çalmak için yazıyorum. Şunu ifade etmem gerekir ki; yazı yazmanın ahlakı gereği yayınlamış olan makalelerinizden siyasi içerikli olanlar ağırlıkta olmak üzere 60 kadarını ne yazık ki okumak zorunda kaldım. Vakit israfı oldu ancak yazı yazmanın ahlakı bunu gerekli kılıyor. Şimdi anlayacağınız şekilde yazacağım. Meşum kara yazınıza tek tek satır satır cevap vereceğim. Temel Bey'e hitap ederken kullandığınız dili kullanacağım. Temel Bey'e Allah'tan korkun, Peygamber'den utanın demenize mukabil ben size Sayın Erdoğan'dan korkun demekle yetineceğim. Bilmem anlatabildim mi?

Yazınıza Temel Bey'in yaşına atıfla başlamışsınız. Dünyanın fani olduğuna dair derviş Yunus'tan bir alıntı yaparak bu yaşta dünya hırsı güdülmesinin yanlış olduğunu ima etmişsiniz. Okuduğum diğer yazılarınızdan anladığım kadarı ile bir kişiyi yüceltmek yahut hakaret etmek için genelde toplumun kabul ettiği şahsiyet isimlerini yan yana sıralayıp bir zihin sıçraması ile yüceltmek istediğiniz kişiyi araya sıkıştırıyor yahut yermek istediğiniz kişiyi aradan çıkarıyorsunuz. Yani fikirleri değil kişileri örnek göstererek bir kıyas yapıyorsunuz. Oysa biz hakikati kişilerden değil kişileri hakikatten öğrenen bir nesil olma gayreti içerisindeyiz. Bu numarayı sürekli yapıyorsunuz. Erdoğan'ı övmek için Sezai Karakoç'a atıf yapmaktan utanmıyorsunuz. Oysa Sezai Bey hayatta ve Erdoğan hakkındaki görüşleri ortadadır. Bu nasıl bir algı operasyonudur? Sizi Sayın Erdoğan'dan korkmaya, Sayın Tayyip Bey'den utanmaya davet ediyorum.

Yine yazınızda Meclis çoğunluğunun ve başkanlık meselesinin AK PARTİ aleyhine sonuçlanmasının Allah'ın istemediği bir şey oluğunu ifade ediyorsunuz. Bu ifadenizin dayanağını da birikiminiz ve vicdanınız olarak ifade ediyorsunuz. Şaşırmadım, vicdanların satıldığı bu günlerde sizin vicdanınız ne kadar ettiğini merak dahi etmedim. AK Parti'nin kaybetmesine neden olmanın cehenneme gitmeye sebep olacağını ima eden sizlerin, bu ülkede yaşayanların yarısına kâfir muamelesi yapması beni şaşırtmadı. Bu yüzden size Allah'tan korkun demiyorum Sayın Erdoğan'dan korkun diye sesleniyorum.

Gerçekten şaşırmadım. Bakın geçmişte yazdığınız bir yazınıza atıfta bulunayım da neden sizi Sayın Tayyip Bey'den utanmaya davet ettiğimi anlayın;

“Anlamamakta çok haklılar, zira Erdoğan'ın, kendisini ve kutlu izlerini takip ettiği Efendimizi de o günkü zalimler anlayamamıştı. Hayret ettiler. Şok yaşadılar. ‘Evinin her tarafını kuşattığımız halde Muhammed (as) buradan nasıl çıktı' diyerek kahroldular. Anlayamadılar, anlayamazlar ve hiçbir zaman da anlayamayacaklar. Çünkü onlar da mazlum kanı ve emeği üzerine bina etmişlerdi saraylarını. Bugün onların peşinden giden zalimler de mazlum kanı ve emeği üzerinde yükselttiler gök delenlerini. Anlayamadılar. Recep Tayyip Erdoğan'ın, tıpkı izinden gittiği Efendimiz gibi, iki rekât namaz kılıp, yüzlerine bir avuç toprak serperek dakikalar önce çıkıp gittiğini göremediler.”

Şimdi anladınız mı neden size Peygamber'den utanın demiyorum da Sayın Tayyip Bey'den utanın diyorum. Bu kıyası yapan kafa ve zihin dünyası hastalıklı kafadır. Bu nasıl bir kıyas? Yorumu, kararı okuyuculara bırakıyorum.

Yazınızda Cem Sultan ve II. Beyazıt çekişmesini sadece Cem Sultan'ın kıskanması olarak yorumlayabilecek kadar tarihi basit düşünebildiğinizi göstermiş oldunuz. Cem Sultan'ın düşmüş olduğu hazin durumu Temel Bey'e örnekliyorsunuz. II. Beyazıt Han'ın düşmüş olduğu durumu kime örneklememi istersiniz. Tarih kara zihinlerin dayanak arayacağı bir alan değildir. Unutmayın Cem Sultan tahta geçmemesine rağmen Sultan unvanını gönüllerde almış bir şehzadedir. II. Beyazıt'a ne mi oldu Allah düşmanımın başına vermesin demekle yetiniyorum.

Yine yazınızda Temel Bey'in bütün mücadelesinin Erdoğan düşmanlığı olduğunu ifade etmişsiniz. Erbakan hakkında yazdığınız yazıyı hatırlatmak isterim. O yazıda rahmetli hocanın nasıl büyük bir lider olduğunu anlata anlata bitirememiş olan sizler, Erbakan'ın son nefesine kadar AK PARTİ ve Sayın Erdoğan ile mücadele ettiğini kapatma gayretine giriyorsunuz. Ayıp! Temel Bey olsun ya da olmasın, Milli Görüş hareketi için AK Parti ülkenin bekası için birinci iç problemi ifade etmektedir. Bu yüzden Erbakan'ın ifadesi ile AK PARTİ'ye verilen her oy Siyonizm destektir, yardımdır. Bu yüzden Temel Bey kim ne derse desin tam olarak Erbakan çizgisini temsil etmektedir. He, sizler Erbakan çizgisine de hakaret edecekseniz o zaman sizi geçmiş yazılarınızı hatırlamaya ve Sayın Erdoğan'dan korkmaya, Sayın Tayyip Bey'den utanmaya davet ediyorum.

Yazınızda “Üsküdar İmam Hatipli, 14-15 yaşındaki kız çocuklarını Üsküdar meydanında coplatan, o sırada biz ağlarken, o manzarayı alkışlayan vicdansızlarla kol kola” olmak iftirasında bulunuyorsunuz. Sanırım 28 Şubat sonrası uygulanan zulme atıf yapmaya çalışmaktasınız. Be amcacım, 28 Şubat kararlarını, başörtüsü yasağını, İmam Hatiplilerin coplanma emirlerini veren hükümetin ortağı, CHP miydi yoksa MHP miydi? Siz aklımızla dalga mı geçiyorsunuz? O zalimlerin kararlarını uygulayan zalimler DSP-MHP–ANAP koalisyonu değil miydi? O zalimlerle kol kola olan kim? MHP ile ittifak yapan kim? Sizi Sayın Erdoğan'dan korkmaya, Sayın Tayyip Bey'den utanmaya davet ediyorum.

CHP ile ittifaka bu kadar çemkiren zat-ı şahanenize bir yazınızı hatırlatayım da biraz daha düşünmeye çalışın; “Devrimci Erbakan; 1970'lerin en büyük çatı örgütü CHP'dir. İrili ufaklı bütün sol grup ve fraksiyonları o temsil ediyor. Sosyal Demokratların, Sosyalistlerin, Marksistlerin, Enver Hocacıların ve hatta Naoistlerin tüm solcuların en son tahlilde oy verdikleri bir parti CHP. Erbakan Hoca 1973'te hiç kimsenin aklından bile geçiremeyeceği bir şey yapıyor ve gidip bu partiyle, CHP ile koalisyon ortağı olup hükümeti kuruyor. Ayrıca sistemin kurallarına, dokunulamayan tabu sayılan yanlarına da ilk ciddi eleştirileri Erbakan Hoca yapmıştır. Sonradan onun ne kadar haklı olduğunu herkes teslim etti ve ediyor.”

Hatırladınız mı bu yazınızı yoksa link vereyim mi? Ne oldu şimdi, zamanında Erbakan'a çemkirenlerle sizin ne farkınız kaldı? Sizi Sayın Erdoğan'dan korkmaya, Sayın Tayyip Bey'den utanmaya davet ediyorum.

Yazınızda Erdoğan'a olan Amerika, İngiltere, Fransa, İsrail düşmanlığını anladığınızı ifade etmişsiniz. Sadece şuna cevap verin Gezi olaylarından sonra başlayan bütün süreçlerde aramızdaki İngiliz kim? Kraliçe kimle görüştü? Ekonomi heyeti nereyi mesken tuttu? İngiltere Başbakanı ilk ziyaretlerinden birini nereye yaptı? Kim arkadaş bu aramızdaki İngiliz desteğini alan bir ifade edin bakalım? Kudüs, İsrail ve Mavi Marmara meselesine hiç girmeyelim isterseniz? Yoksa sizde tıpkı belediye çalışanları gibi gazeteniz tarafından Kudüs davasının en rezil gününe, bir iktidarın miting yaptığı güne katılma zorunluluğuna mı tabi tutuldunuz? Sizi Sayın Erdoğan'dan korkmaya, Sayın Tayyip Bey'den utanmaya davet ediyorum.

Yazınızda Temel Beyi Demirtaş gibi katilleri sevici olmakla, avukatlığını yapmakla suçluyorsunuz? Birincisi Demirtaş daha ceza almadı ortada bir karar yok. İkincisi ise eğer Demirtaş ile veya benzerleri ile görüşmek suç ise, onları desteklemek suç ise onlar katil ise bu suç işleyenden bağımsız olarak mı suçtur? Yoksa işleyenin kimliğine göre mi suçtur? Demirtaş ile kim görüşürse suçlu olur bir açıklayın hele…

Şimdi sizin yüzünüze biraz daha kara çalacak bir yazınızı size hatırlatayım. Hani diyorsunuz ya katil ile görüşmek, katil seviciliği yapmak vs. Acaba bu tanımlamanıza Öcalan giriyor mu? Mesela Öcalan katil mi? Onu öven, onu Erdoğan ile aynı düzleme koyan yazılar yazmak katil seviciliği olur mu? Ah bu arşivlerin gözü kör olsun bakın ne çıktı kutudan; “Büyük bir plan var. Kanlı bir satranç oynanıyor. Derin ve uluslararası denklem kuruluyor. Ve hedefte;

1 – Başbakan Tayyip Erdoğan ve AK-PARTİ var.

2 – Kuzey Iraktaki Kürt Yönetimi ve Barzani var.

3 – PKK lideri Abdullah Öcalan var.

Bu üç ana hedef; kurulu küresel emperyalist ekonomik işleyişin çarkına çomak soktu.

Öcalan da öyle; Barzani için söylediklerimin aynısını Öcalan için de söyleyebilirim, o da; Fransa'dan Yunanistan'a, Rusya'dan ABD'ye kadar bütün bir emperyalist çarkın dişlileri arasında yıllarca dolaştı. İhanetleri gördü. Kendisini, örgütünü ve Kürt kavmini nerelerde, nasıl ve hangi hedefler için kullandıklarına yaşayarak şahit oldu. Çanakkale savaşında omuz omuza verip kanlarını birlikte akıttığı Türklere karşı verilen 30 yıllık bu kirli savaşın yine zalim emperyalizmin işine yaradığını anladı. Kan dökülen Çanakkale'de değil de Hakkâri'nin dağlarında kurulacak bir Kürdistan'ın Kürtlere hiçbir faydasının olmayacağını anladı. Bunun için, geç de olsa Öcalan Kürtlerin de, Osmanlı anasır'ının bir parçası olduğunu fark edip hem devlet kurma saçmalığına, hem de 30 yıllık kardeş savaşının sona ermesine destek verdi.”

Dua edin de Sayın Cumhurbaşkanımız bu yazınızı okumasın. Sizi Sayın Erdoğan'dan korkmaya, Sayın Tayyip Bey'den utanmaya davet ediyorum.

Yazınız da “ One Minute” atıfta bulunarak Sayın Erdoğan'ın yedi düvele karşı geldiğini ifade etmişsiniz. Şimon Peres'i TBMM'de benim babam konuşturdu zaten. Kahrolsun babam! A HABER'in daha heyecan verici manşetleri var sizleri onları kullanmaya davet ediyorum.

Yazınızda, “Kişi sevdiği ile beraberdir” demişsiniz. Biz Erbakan'ı sevdik bir gün olsun ona ihanet etmedik. Bir gün olsun onun sağlığında Soros'la toplantı yapmadık, Fuller'le gizli görüşmelerde bulunmadık. Gülen ile istişarelere gitmedik. Bir gün olsun İsrail'in Kudüs hâkimiyetini kabul etmedik. Doğusu ile batısı ile her metrekaresi ile Kudüs İslam'ındır dedik. Bir gün olsun İngiltere Kraliçesi ile görüşmedik. Davet dahi almadık. Bir gün olsun Şaron ile fotoğrafımız yayınlanmadı. Kişi sevdiği ile beraberdir hadi bakalım…

Bu yazıyı Temel Bey'e seslendiğiniz değerler üzerinden size seslenerek bitiriyorum.

Yazınızda Temel Bey'e Allah'tan korkun, Peygamber'den hayâ edin, kuldan utanın demişsiniz ya bizde size Sayın Erdoğan'dan korkun, Sayın Recep Bey'den hayâ edin, Sayın Tayyip Bey'den utanın diyoruz.

İdris Cevahir / Milli Gazete

Paylaş:

YORUMLAR

Yorum Yaz