15 Mart 2017 Çarşamba

Saadet Partisi “niçin evet diyemeyiz” diyor?


İsmail Hakkı Akkiraz

Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah'a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa'ya (S.A.V.), âline ve sahabelerine olsun.

 
Saadet Partisi Milli Görüş'ün tek temsilcisi olarak ülke ve dünya olaylarına hak-batıl, adalet ve zulüm karşıtlığını dikkate alarak, hak ve adalet ölçülerine uygun bir bakış yapar. Saadet Partisi, 16 Nisan'da oylanacak anayasa değişikliği konusunu da, benimsediği hak ve adalet ölçülerine göre ele almış ve tavrını da buna göre belirlemiştir. Toplumun saadetinin tesisi için gerekli olan huzur, hürriyet, adalet, refah ve saygınlık prensiplerini getirme gayesi gütmeyen ve bu gayelere uygun adil bir düzen teklif etmeyen hiçbir anayasa, milletimize ve ülkemize saadet getirmez.
 
Önümüze konulan anayasa değişikliği “özde değişikliği” değil, “şekilde değişikliği” esas almıştır ve en azından TBMM'de bulunan partilerin uzlaşması ile yapılması yerine AK Parti ile MHP gruplarının işbirliği ile gerçekleşmiştir. Bu yönüyle bu değişiklik, değişikliği yapan partilerin kullandığı ayrıştırıcı, çatıştırıcı dil sebebiyle de toplumda şimdiden büyük bir tedirginlik ve huzursuzluk meydana getirmiştir. Mesela AK Parti ve MHP sözcülerinin “16 Nisan, 15 Temmuz'un hesabını sorma günüdür. 15 Temmuz darbe girişimi, dikkat edin ‹HAYIR› diyenler onlarla beraberdir. Ve bunlar şu anda, bölücü terör örgütlerine destek verenlerdir. Sevgili peygamberimiz buyuruyor. ‘Kişi sevdikleriyle beraberdir.' Sen Kandil'i mi seviyorsun? Onlarla berabersin. Ne diyor Kandil? “Hayır”, “Hayır” diyenler, onlarla beraber haşir olunacaktır” sözü bizi derin endişeye sevk etmektedir. Bu sözler eninde sonunda söyleyene döner. Bu dil kardeşliğimize zarar veren bir dildir. Bunun için Milli Görüşçüler, bir kardeşlik görevi olarak AK Parti ve MHP yöneticilerinden ve EVET kampanyası yürüten herkesten bu dili terk etmelerini talep etmektedir. Çok sevdiğimiz bir STK başkanı da yürüttüğü EVET kampanyası sırasında, “Hayır demek PKK'yı sevindirmek demek, hayır demek, FETÖ'ye bayram ettirmek demek…” deyivermiş. Yapmayın beyler, Allah aşkına yapmayın, vebal dolu, gönül kırıcı, kul hakkını doğuran bu nefret dilini Allah için kullanmayın lütfen. Hesap gününü düşünün. Bir de bu yaptıklarınıza DEMOKRASİ diyeceksiniz öyle mi? Bu millet bu anayasa değişikliğine EVET demeye mecbur mu? Sonra biz bu anayasa değişikliğine niçin EVET diyeceğiz ya hu… Biz bu anayasa değişikliğine EVET demez isek, hangi gerekçeler ile biz PKK ile FETÖ ile birlikte olmuş oluyoruz. Şahsen ben bu arkadaşlarımızdan samimi bir açıklama bekliyorum. Bu ithamı yaparken elinizde İslami bir deliliniz var mı? 
 

YANLIŞ OLAN DÜZENLEMELER

 
Referanduma sunulan değişiklikte yanlış görülen düzenlemeler şunlardır;
 
Cumhurbaşkanının partili olması, toplumda üsleneceği hakemlik görevi bakımından uygun değildir. Bunun toluma pratikte hiçbir faydası da olmayacaktır.
Cumhurbaşkanının Meclis'i tek başına hiçbir sebep göstermeksizin seçime götürme hakkına sahip olması, yürütmenin meclisi vesayet altına alması anlamına gelir ve meclisin şahsiyetini zedeler.
 
Hiçbir milletvekiline icraatları ile ilgili olarak cumhurbaşkanına soru sorma hakkının tanınmaması, var olduğu söylenen demokrasi ile bağdaşmaz.
 
TBMM'nin kanun yapma görevi zorlaştırılmaktadır. Basit çoğunlukla çıkarılan bir kanun, cumhurbaşkanının onayına sunulacak, şayet cumhurbaşkanı kanunu yeniden görüşülmek üzere meclise gönderirse, meclisin bu kanunda ısrar edebilmiş sayılması için 301 milletvekilinin oyu ile kabul edilmesi şartı getirilmektedir.
 
Meclis'in bütçe üzerinden yürütmeyi denetlemesi imkânı da zayıflatılmıştır. 
 
Seçilmemiş veya meclis onayına sunulmamış cumhurbaşkanı yardımcısının Cumhurbaşkanına vekâlet edecek olması da başka bir yanlıştır.
 
Yargı üst yönetiminin neredeyse tek başına Cumhurbaşkanı tarafından belirleniyor olmasını, yargı bağımsızlığını olumsuz etkileyecek bir konudur.
 
Ayrıca kamu tüzel kişiliği gibi ülke için hayati önem taşıyan bir meselenin Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile de kurulabilmesi, ileriye dönük ciddi endişeler içermektedir.
 
Saadet Partisi bu değişikliğin mevcut haliyle geçmesinin bizatihi Cumhurbaşkanı'nın şahsına ve AK Parti'ye büyük zararlar vereceği kanaatini taşımaktadır.
 

SEÇİM DÜZENLEMESİ

 
Referanduma sunulan değişiklik metninde Madde 17 ile eklenen geçici 21. Madde'de A) bendinde bu değişikliğin kabul edilmesi halinde seçimlerin 03.11.2019 tarihinde yapılacağı belirtilmiştir. Ancak Meclis'in bu tarihten önce bir seçim kararı alması halinde 27. Yasama Dönemi milletvekili seçimleri ile ve Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır denmektedir. Bu seçimin yapılabilmesi için ise bu maddenin H) bendinde ise Anayasa'nın 67. Maddesi'nin son fıkrası bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten sonra birlikte yapılacak ilk seçim bakımından uygulanmaz. Anayasa'nın 67. Maddesi'nin son fıkrası ise şöyledir: “Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz.” Bu düzenleme ile denilmek istenen şey, biz 2019 yılını bekleyemeyiz. Seçimi kanunun kabulünden sonra, bir yılı beklemeden mümkün olan en kısa zamanda, yani 2017 yılında yapacağız demektir. Peygamberimiz, “Bizi aldatan bizden değildir” diye buyuruyor. 
 

SEVGİ VE ŞEFKAT DİLİ

 
Saadet Partisi ülkenin en önemli sıkıntısının kutuplaşmak olduğunu dile getirmektedir. Teklif ettiği şey ise konularımızın “kin ve nefret” diliyle konuşulması yerine “sevgi ve şefkat” diliyle konuşulmasıdır. “Sevgi ve şefkat” dili çok etkileyici bir dildir. Medeni insanlar, beyefendiler, hanımefendiler bu dili kullanırlar ve itibar görürler. Biz Müslüman insanlarız.
Ve İslam, her türlü kötülük ve incitmeye karşıdır. Hatta bir insan kâfir bile olsa, suçsuz ve hatasız ise, onu rahatsız etmek İslam dininde yasaktır. Peygamberimiz, “Kim bir zimmîye eziyet etse, şüphesiz ben onun hasmıyım düşmanıyım” (el-Hindi) buyurmuştur. Bu referandumda EVET de çıksa, HAYIR da çıksa değişen bir şey olmayacaktır. Selam hidayete tabi olanlara…
Paylaş:

YORUMLAR

Yorum Yaz