5 Temmuz 2017 Çarşamba

Ölümü tefekkür etmek ve güzel bir son ile ölmek


İsmail Hakkı Akkiraz

Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)'a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s. a. v)'ya, âline ve sahabelerine olsun.
 
İNSAN, ölüm ile bir imtihandan ibaret dünya hayatının hesabını vereceği ahiret hayatına intikal eder. Ölüm, Allah Teâlâ'nın ayetlerinden bir ayettir. Hiçbir kimse ecelinden kaçamaz. NİSA 78:  “Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır; burçlarda, sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile.” Ölüm olayını doğru okuyanlar, dünya hayatlarını Allah yolunda “Kur'an Nizamı” için adanmış bir ömür haline getirirler. İslam, dünya imtihanını kazanmanın tek çaresidir ve başka yollar insana dünya imtihanını kaybettirir. Eğer dünya hayatımız bir imtihan hayatı değil de bir mükâfatlandırma hayatı olsaydı ölüm olmazdı. İnsan, öldükten sonra, dünyada iken yapıp ettiği her işin yazılı olduğu kitabını yanında görür. Ölüm, imtihan dünyasından hesap dünyasına intikal etmektir. İnsan ruh ve bedenden ibaret bir varlıktır ve asıl hayat ruhun hayatıdır. Bedenimizin hayatı bitkisel ve hayvansal, ruhun hayatı ise manevi bir hayattır. Manevi hayat; kalbi inkârdan, şirkten ve nifaktan korumak, ibadette, sair iş ve işlemlerde Kur'an ve Sünnete tabi olmak, emredilen İslam'ın helal ve haramlarına, maruf ve münkerine itibar etmek ve hakikate ulaşmak için tefekkür etmektir. Hayatı sadece bedenin ihtiyaçlarını karşılamak olarak görenler, ruhu ve kalbi gıdasız bıraktıklarından ölüdürler. Ruhun ve kalbin gıdası “din ve düzen” olarak İslam'dır. ENFAL 24: “Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'a ve Resulü'nün çağrısına koşun. Ve bilin ki muhakkak Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz gerçekten O'na götürülüp huzurunda toplanacaksınız.” Ölüm denilen gerçeği düzgün bir şekilde tefekkür etmek, insana imtihan hayatını gayesine uygun bir şekilde yaşama imkânını verir. Diri olmak İslam'ı din ve düzen olarak yaşamak ile mümkündür. Dünya hayatında İslam ile diri olabilenler, ölümle bu diriliklerinin karşılığını görenler olacaktır. Dünya hayatında İslam ile diri olmayı başaramayanlar ise ölüm ile birlikte hak ettikleri yere gideceklerdir.
 

HÜSNÜ HATİME

Bir insanın güzel bir şekilde ölmesi demek, iman ve İslam ile taçlandırılmış bir ömürden sonra, ruhunu sahibine Müslüman olarak teslim etmesidir. Bu ise dünya hayatını, “iman ve cihad” şuuruyla hakkın hâkim, batılın zail olması için yaşayanlara ikram edilecek bir şeydir. Dünya hayatını İslam için yaşayanlar ancak Müslüman olarak ölebilirler. İnsanın dünya hayatı bir bütündür. İnsan din ve ahlakta İslam'a uyacağı gibi, ilimde, irfanda İslam bilgisine tabi olmak zorundadır. Müslüman'ın ahlakı Kur'an ahlakıdır. Bir Müslüman, Kur'an ahlakı dışında başka ahlaklara, AB'nin telkin ettiği bir kötü ahlaka itibar etmez. Müslüman'ın itibar edeceği ilim ise Kur'an'dır ve Peygamberimizin Sünnetidir. Bir Müslüman materyalist bilgiye itibar etmez.  Yine bir Müslüman; ekonomide, ticarette, sanayileşmede, tarım ve hayvancılıkta, üretim ve tüketimde İslam'ın ulvi esaslarına uymak zorundadır. Bir Müslüman, adil düzen yerine faizci kapitalist nizamı tercih edemez. Haram yollardan kazanç elde etmek için çırpınmaz. Yine bir Müslüman; yönetimde, siyasi konularda, hukukta İslam'ın bu konularla ilgili bildirdiği emir ve yasaklara uyar. Adalet mülkün temelidir. Adalet ancak İslam'ın kabul ettiği doğru hak anlayışı ile sağlanır. Batılıların benimsediği hak anlayışı ile yönetim yapılamaz, hiçbir siyesi mesele çözülemez ve adil bir yargılama yapılamayacağı gibi, suç işleyenlerin cezası da adil bir şekilde verilemez. Bir Müslüman; dış politikada, diğer milletler ile olan münasebetlerinde de yine İslam'ın bu konularla ilgili olarak belirlediği kıstaslara uymak zorundadır. Bu bizim Milli Görüşümüzdür. Bir kimsenin Müslüman olarak ölebilmesi, yukarıda zikredilen bütün konularda İslam'ca bir tavır takınmasına bağlıdır. Müslüman olarak ölmenin başka bir yolu da yoktur. ALİ İMRAN 102: “Ey iman edenler! Allah'tan, nasıl korkup sakınmak gerekiyorsa öylece korkup sakının ve ancak Müslümanlar olarak can verin.” ABD ve İsrail'i stratejik müttefik edinerek, AB'yi bir medeniyet projesi olarak benimseyerek, faizci kapitalist nizamı yürüterek bir insan nasıl Müslüman olarak ölebilir? Okuduğumuz Kur'an'ın hükümleri böyle bir şeye yol vermiyor.
 

TEŞEKKÜR

Her fani gibi ailemizin en büyüğü ağabeyim Mustafa Akkiraz (87) 29 Haziran 2017 Perşembe günü hakka yürümüştür. 30 Haziran 2017 Cuma günü Ordu/Fatsa Orta Büyük Camii'nde kılınan cenaze namazında bizleri yalnız bırakmayan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcıları Mesut Doğan'a, Atik Ağdağ'a ve Hasan Bitmez'e MYDK Üyesi Mustafa Hasan Öz'e GİK Üyesi MÜSİDER Genel Başkanı Aslan Ateş›e Ordu Milletvekilleri Oktay Çanak'a, Ergün Taşçı›ya, Altınordu, Fatsa, Korgan, Kumru Belediye Başkanlarına, Fatsa Kaymakamı Mehmet Yapıcı'ya, MEB Temel Öğretim Genel Müdürü Cem Gençoğlu ile Destek Hizmetleri Genel Müdürü Salih Ayhan'a , Saadet Partisi Ordu İl Bakanı Av. Erkan Temiz'e, Ordu ve Samsun İl ve İlçe Teşkilatlarına, AK Parti İl ve İlçe Teşkilatlarına, siyasi partilerimizin değerli temsilcilerine, Fatsa halkına ve cenazeye uzaktan yakından katılan bütün dostlara, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz ve ekibine, cenaze namazını kıldıran değerli Rahmi Yaran hocamıza ve bütün Diyanet mensuplarına, özellikle bizleri telefonla arayarak taziyelerini sunan YİK Başkanımız, büyüğümüz Oğuzhan Asiltürk'e, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'na YİK Üyesi ve ESAM Genel Başkanı Recai Kutan abimize, Genel Başkan yardımcılarımıza, GİK üyelerimize, AGD Genel Başkanı Salih Turhan'a, CANSUYU Genel Başkanı Mustafa Köylü'ye, ÖĞ-DER Genel Başkanı Hamdi Sürücü›ye, Milli Gazeteye ve bütün dostlara aile adına teşekkürü bir borç biliyoruz. Dostlar sağ olsun. Selam hidayete tabi olanlara…

 

Paylaş:

YORUMLAR

Yorum Yaz