19 Eylül 2018 Çarşamba


Karamollaoğlu: Her hak arayanı vatan haini görmekten vazgeçilmeli


Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Erdoğan'ın 'ihalesi yapılmış ama başlamayan yatırımları durduracağız' sözlerine ilişkin, “Biz demiştik” demek istemezdik, ama aylardır israf ekonomisine son verilmesi ve üretime dönük yatırımlara ağırlık verilmesi gerektiğine vurgu yaptık, çağrıda bulunduk. Gönül isterdi ki bizim bu uyarılarımız kriz ortamına girilmeden önce dinlense ve anlaşılsaydı. Zararın neresinden dönülse kardır. Biz bu kararı sonuna kadar destekliyoruz.' dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın “İhalesi yapılmış ama başlamamış olan yatırımları bir kenara koyuyoruz. Şu anki durum bunu gerektiriyor" açıklamalarını sevindirici bulduklarını belirterek, “Biz demiştik” demek istemezdik, ama “biz demiştik.” Aylardır, “İsraf ekonomisine son verilmesi” ve “üretime dönük olmayan bütün yatırımların durdurulması” çağırısında bulunuyoruz. Gönül isterdi ki bizim bu uyarılarımız içinde bulunduğumuz kriz ortamına girmeden önce dinlense ve anlaşılsaydı. Gönül isterdi ki; bizim “üretime dönük olmayan bütün yatırımları durduracağız” sözümüzden trene, yola, köprüye, tünele karşı olduğumuz gibi komik sonuçlar çıkarılmasaydı. Olsun. Zararın neresinden dönülürse kardır. Biz bu kararı sonuna kadar destekliyor, arkasında olduğumuzu belirtiyoruz." dedi.

Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında sözlerine, yeni eğitim-öğretim dönemi dolayısıyla öğrencilere başarılar dileyerek başladı.

ZİYA SELÇUK'UN AÇIKLAMALARI UMUT VERİCİ

Eğitimde son 16 yılda 7 kez bakan, 8 kez de sistemin değiştiğini, bütün bu değişikliklerin hayal kırıklığıyla sonuçlandığını belirten Karamollaoğlu, "Buradan çıkarılacak tek bir sonuç var: Eğitimde değişmesi gereken sistemin şekli değil sistemin ruhudur, özüdür, mayasıdır. Önemli olan; Çocukları kaç sınava soktuğunuz değil, çocukların kalbine ve zihnine ne koyduğunuzdur. Bu noktada yeni bakanımızın eğitimle ilgili açıklamalarını umut verici buluyoruz. İnşallah bunlar lafta kalmaz, en kısa sürede icraata dönüşür. Bu umut da, daha öncekiler gibi yeni bir hayal kırıklığıyla sonuçlanmaz" ifadelerini kullandı.

GÖNÜL İSTERDİ Kİ UYARILARIMIZ KRİZ ORTAMINA GİRİLMEDEN DİNLENSEYDİ

Geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "başlamayan yatırımları durduracağız" açıklamasına değindi. "Bizim açımızdan bu haftanın sevindirici gelişmesi, sayın cumhurbaşkanının israf ekonomisi ve yatırımlarla ilgili iki ifadesi oldu" diyen Karamollaoğlu, şöyle devam etti:


"Birincisi "İsraf ekonomisine değil, üretim ekonomisine geçiyoruz” ifadesi. İkincisi ise, “İhalesi yapılmış ama başlamamış olan yatırımları bir kenara koyuyoruz. Şu anki durum bunu gerektiriyor" demesi. “Biz demiştik” demek istemezdik, ama “biz demiştik.” Aylardır, “İsraf ekonomisine son verilmesi” ve “üretime dönük olmayan bütün yatırımların durdurulması” çağırısında bulunuyoruz. Gönül isterdi ki bizim bu uyarılarımız içinde bulunduğumuz kriz ortamına girmeden önce dinlense ve anlaşılsaydı. Gönül isterdi ki; bizim “üretime dönük olmayan bütün yatırımları durduracağız” sözümüzden trene, yola, köprüye, tünele karşı olduğumuz gibi komik sonuçlar çıkarılmasaydı. Olsun. Zararın neresinden dönülürse kardır. Biz bu kararı sonuna kadar destekliyor, arkasında olduğumuzu belirtiyoruz. Umarım bu konuda ciddi ve samimi bir irade ortaya konur. Bu vesile ile bir kez daha ifade etmek istiyorum ki; bizim eleştirilerimiz hırsımızdan, öfkemizden değil, bu millete, bu memlekete olan sevdamızdandır. İnşallah bundan sonra yapacağımız uyarı ve eleştiriler zamanında ve doğru şekilde anlaşılır."

SİYASİ ETİK İLKELERİNE GÖRE ALINABİLECEK HEDİYELERİN ÜST SINIRI ASGARİ ÜCRETİN 10 KATINI GEÇEMEZ

"Biz sorumlu muhalefet anlayışımız gereği, “doğruya doğru”, “yanlışa yanlış” demekle mükellefiz. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın israf ekonomisine son verip, üretim ekonomisine geçeğiz açıklaması ne kadar doğruysa adı ister hediye olsun, ister hibe, ister parasıyla olsun, ister bedava, Katar Emirinden alınan uçakta o kadar yanlıştır. Efendim olay ne? Sayın Cumhurbaşkanının ifadesiyle anlatıyorum, Katar emiri lüks jetini satılığa çıkarıyor. Fiyatı 3 milyar liranın üzerinde. Sayın Cumhurbaşkanımız bu uçağı almak istiyor. Fakat Katar emiri bunu duyunca, “Ben Türkiye'den para alamam. Uçağı size hediye ettim” diyor. Özeti bu. Bu tartışmaya çok fazla girmek yerine; sadece iki noktaya dikkat çekerek yetinmek istiyorum. Birincisi bu kadar pahalı hediye olmaz. Kanunlarımıza göre kamu görevi yapanların yüksek miktarlı hediye alması yasaktır. Yanlış hatırlamıyorsam, TBMM'nin çıkardığı siyasi etik ilkelerine göre de yurtdışından alınabilecek hediyelerin üst sınırı asgari ücretin 10 katını geçemez. Yani bugünün değeriyle üst sınır 16 bin lira. Peki bu hediye uçağın ederi kaç lira: 3 milyar lira. Bırakın asgari ücretin 10 katını, 1.8 milyon asgari ücretlinin bir aylık maaşından bile daha fazla. İkincisi bizim ölçümüz Ebuzer'in ölçüsüdür. Kendi paranızla aldıysanız israf, milletin parasıyla aldıysanız kul hakkıdır, günahtır. Ülke olarak zor günlerden geçtiğimiz şu günlerde kimsenin bir kuruş israf etmeye hakkı yoktur. O yüzden bu uçak hediye ise iade edilmeli. Eğer satın alındıysa satılıp parası hazineye aktarılmalıdır."


GAZIN TOMANIN GİRDİĞİ YERE MİLLETİN VEKİLİ GİREMİYOR

Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Cihangir İslam'ın, üçüncü havalimanı inşaatında çalışan işçilerle görüşmek istediğini ancak izin verilmediğini aktaran Karamollaoğlu, "Saadet Partisi olarak bu olayları en başından beri yakından takip ediyoruz. Bu çerçevede ilk andan itibaren İstanbul milletvekilimiz Cihangir İslam ve teşkilat yöneticilerimiz olay yerinde olmuştur. Ancak maalesef havaalanı inşaatına girme noktasında kendilerine her türlü engel çıkarılmıştır. Düşünün, polisin, jandarmanın, gazın, tomanın girdiği yere milletin vekili giremiyor. Doğrusu orada saklanmak istenen nedir merak ediyoruz Peki işçiler neden şikayet ediyor? Çalışma şartlarının kötülüğünden. Barınma imkanlarının yetersizliğinden. Maaşlarını zamanında ödenmemesinden. Yoğun ve ölümcül iş kazalarından ki bu konuda gerçekten çok vahim iddialar var. Ölümle sonuçlanan onlarca iş kazasından bahsediliyor. Daha da vahimi bu ölümcül kazaların kamuoyundan saklandığı belirtiliyor.

ÖNÜNE GELENE VATAN HAİNİ DAMGASI TOPLUMU BÖLMEKTEN BAŞKA BİR İŞE YARAMAZ

İktidarın görevi bu talepleri tomayla, gazla susturmak değil iddiaları araştırmak ve kamuoyunu dürüst bir şekilde aydınlatmaktır. Bizim inancımızda emek en kutsal haktır. Bir işçinin hakkı alnının teri kurumadan verilmelidir. İktidar her eleştireni hain, her eylem yapanı anarşist olarak görmekten vazgeçmelidir. Her önüne gelene vatan haini damgası yapıştırmak bu toplumu kutuplaştırmak ve bölmekten başka bir işe yaramaz. 3. Havalimanında yaşanan olaylar tarihimizde birçok kere olmuş meselelerdir. Hatta bu tür eylem ve grevlere zamanında Sayın Cumhurbaşkanı da katılmıştır ama bu eylemler çoğu zaman uzlaşma ile son bulmuş, ne devlet yıkılmıştır ne de millet bundan zarar görmüştür" ifadelerine yer verdi.

'KIBRIS'A MÜDAHALE İÇİN DONANMA YERLEŞTİRİLİYOR'

Fransa'nın Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nde askeri üs kurduğuna değinen Karamollaoğlu, "Buraya her türlü müdahaleye hazır askeri donanma yerleştiriliyor. İsrail, İngiltere, Fransa ve Yunanistan arasında askeri ittifak oluşturuluyor." dedi. Karamollaoğlu, konuşamasının devamında şöyle konuştu;

"Dünyanın en fazla silahlanan bölgelerinden birisi Kıbrıs Rum kesimi. Peki bütün bu hazırlıklar niçin, biz söyleyelim. Akdeniz'de hakimiyet kurmak için. Çıkarılacak doğalgaza el koymak için. Akdeniz'deki enerji geçiş güzergahlarını kontrol etmek için. İslam dünyasına yönelik siyasi ve askeri kuşatmayı daha da güçlendirmek için. En önemlisi de Türkiye'yi tehdit ederek saf dışı bırakmak için."

PEKİ KIBRIS'TA BUNLAR OLURKEN BİZ NE YAPIYORUZ?

"Dünyanın en lüks uçağına sahip olmanın peşinde koşuyoruz. Tekrar söylüyorum. Kıbrıs Akdeniz'in merkezidir. Türkiye'nin bir numaralı güvenlik çizgisidir. Bu kadar askeri yığınak yapılırken, Türkiye adadan asker çekmek bir yana askeri varlığını daha da güçlendirmelidir. Bu noktada Sayın Cumhurbaşkanının “Kıbrıs'ta askeri varlığımızın arttırılacağına” yönelik açıklamasını önemli ve olumlu buluyoruz. Bu konu da bir an evvel harekete geçilmesini temenni ediyoruz. Ancak bu yeterli değildir. Bölgedeki sıcak gelişmeler ve adanın stratejik önemi de dikkate alınarak mutlaka bir hava üssü kurulmalıdır. Türkiye KKTC'nin dost ve kardeş ülkeler tarafından tanınması hususunda diplomatik atağa geçmelidir. Bölgesel ittifakları Kıbrıs'ı da içine alacak şekilde güçlendirmeli ve daha da geliştirmelidir. Bugün bu gerçekleri görüp tedbirlerini almayanlar, Allah korusun yarın Akdeniz'e balıkçı teknesi çıkarmakta bile zorlanırlar. Bunun hesabını da ne tarih önünde ne de millet vicdanında veremezler."

İDLİB İÇİN ÇATIŞMASIZLIK MUTABAKATI SEVİNDİRİCİ ADIMDIR

"Sochi görüşmesinde İdlip için çatışmasızlık mutabakatının sağlanmış olması ve silahsız bölge oluşumuna gidilmesi sevindirici bir adımdır. Bilindiği gibi biz en başından beri silahız çözümden yana olduğumuzu belirttik. Her fırsatta diyalog ve müzakere çağrısında bulunduk. Gelinen nokta bu açıdan sevindirici ve umut vericidir. Bundan sonra ki, temennimiz bu mutabakatın başarıyla yürütülmesi ve bölgede akan kanın tamamen durdurulmasıdır. Elbette bu barış umutları birilerini rahatsız edecektir. Provoke etmek isteyenler çıkacaktır. Bunlara karşı mutlaka dikkatli olunmalıdır. Bu süreçte, her zaman aklıselim ve sağduyu ile hareket edilmelidir. İslam coğrafyasında çatışarak değil ama konuşarak çözemeyeceğimiz hiçbir sorun yoktur. Her zaman söylediğimiz gibi biz bu uyarılarımızı bir kardeşlik vazifesi olarak yapıyoruz."

Paylaş:

YORUMLAR

Yorum Yaz