5 Temmuz 2017 Çarşamba

Kâfir, kendi kuyusunu kazıyor


Mahmut Toptaş

12 Eylül 1980 darbesine birkaç ay varken ben Mersin'in Mut kazasında vaizdim.
 
Mut'un köylerinden birinde cami imamımız, hutbe okurken hutbenin konusu olarak SeyyidKutub''u seçmiş ve ağzına doldurdukları pisliklerin hepsini cemaatin üzerine boşaltırken cemaat arasında öğretim üyesi olan, tatil için köyüne gelen biri konuşmayı durdurmuş ve hutbeden inmesini sağlamış.
 
Müftü efendi durumu bana anlattı ve “beraber o köye gidelim” dedi, gittik.
 
İmam efendiye “SeyyidKutub'un nereli olduğunu sordum, “Bilmiyorum” dedi.
 
Hiçbir kitabını okudun mu? Dedim, “Hayır” dedi.
 
Peki, neden böyle bir hutbe okuma gereği duydun? Dedim, bir kitap ismi söyledi ve “O kitabı okudum, İslam'a çok zararlı olduğunu öğrendim ve cemaatimi de uyandırmak istedim” dedi.
 
Aslında bu türden kitaplar olmasaydı, İhvan-i Müslimin'in kitapları Türkçe'yeterceme edilmesi gecikebilirdi.
 
Daha hiçbir kitabı terceme edilmediği günlerde SeyyidKutub, Mevdudi, Hamidullah gibi değerli insanların aleyhinde Türkiye'de Türkçe, Arapça ve İngilizce eserler yayınlandı ve dünyanın her tarafına gönderildi.
 
Hatta Riyad'da Arap dili ve Edebiyatı dersleri veren Suriyeli bir öğretim üyesi, “Güney Afrika'ya gittim, iki ay kaldım ve Müslümanların iyi-kötü bütün sorunlarını dinlerken her evde Türkiye'den gönderilen ve bedava dağıtılan bu eseri gördüm” demişti.
 
Türkiye'de 1970 yılından beri bu tür kitapları yayınlayanları biliyoruz da arkasında olanların adını diyemiyorduk.
 
Son günlerde Irak ve Suriye'de Saddam'ın otuz yılda öldürdüğü otuz bin Müslümana karşılık bir yılda bir buçuk milyon Müslüman öldüren, sömürüye, katliama, zulme direnen şu anda yaşayan değerli hocaları “terörist” diye ilan edenlere “Üst akıl” diyerek aynı zamanda onları yüceltiyoruz da.
 
Fakat o “Üst akıl” denen ama alçak akıllı olduğunu tescilleyenler, dünya genelinde sömürülerine, katliamlarına, zulümlerine, işkencelerine, siyasileri köleleştirmelerine başkaldıran bu insanları bu günlerde “Terörist” ilan ederek kimliklerini alenen açığa çıkardılar.
 
Üst akıl olmadıkları şuradan belli ki, kimsenin tanımadığı bu üç yiğit Müslümanın kitaplarının aleyhinde yayın yapmaları, onları dünya genelinde yayılmasına, okunmasına sebep oldular.
 
Hatta hem siyasal hem ilahiyat mezunu bir arkadaş 1985'li yıllarda anlatmıştı: “İngiltere'ye doktora için gittim. Konu olarak Müslüman olan İngilizlerin hangi sebepten Müslüman olduklarını araştırmaktı. Yüzlercesiyle yüz yüze görüştüm, konuştum, kayda aldım, doktorama yazdım. Genelde işçi sendikalarında yönetim kadrosunda olan İngiliz sendikacıları birinci sırayı alıyordu.
 
Müslüman işçisinin ahlakına hayran olup Müslüman olan patron İngiliz de var.
 
Müslüman olan sendikacıların çoğunluğu, SeyyidKutub'un, Mevdudi'nin  İslam'da sosyal dayanışmayı açıklayan  kitaplarının İngilizcesini okuduktan sonra, kitaplarda geçen ayetleri etraflıca okumak için Kur'an okuduklarını ve öylece Müslüman olduklarını” anlatmıştı.
 
Siz, siz olun, geçmişte ve şu anda yaşayan hiçbir Müslüman aleyhinde tek kelime konuşmayın.
 
Bunların adını bizim dışımızda hangi isimle meşhur ederlerse etsinler, ister ılıman, ister radikal, ister fundamentalist, ister şeriatçı, ister tarikatçı, ister şii, ister vahhabi, ister selefi, ister… Ne derlerse desinler biz, Kur'an'a inanan, Kur'an'ın tarif ettiği şekilde Allah inancına sahip olan, Muhammed aleyhisselamı önder ve örnek kabul eden, kıbleye dönen herkesi Müslüman kabul edeceğiz ve “Müslüman” kelimesinin önüne veya sonuna takıştırılan isimlere takılıp kalmayacağız. Müslümanlığına bakacağız ve bağrımıza basacağız.
 
Hatalarımızı bağrımızın sıcaklığıyla tedavi edeceğiz
 
Çünkü değişik adlardaki Müslümanlar hakkında konuştuğunuz hataları siz tespit etmediniz. Size telkin eden de tespit etmedi.
 
Müslüman öldürmeye, Müslümanların mal varlıklarına el koymaya, İslam'ı, Allah'ın dini olmaktan çıkarmaya karar verenler, bizi birbirimize kırdırmayı hedefliyorlar.

 

Milli Gazete

Paylaş:

YORUMLAR

Yorum Yaz