19 Şubat 2018 Pazartesi

İyi ki o soruyu sormuşum?


Adnan Öksüz

İyi ki geçen yazımda yerli otomobil hakkında verilen sözleri hatırlatıp, “Sahi, nasıl bir ilerleme kaydedildi, Türkiye'nin yerli otomobil girişiminde? Merak ediyorum” diye sormuşum!

Neden mi?

Bu soruyu sormamdan hemen sonra Türkiye'nin Otomobili Ortak Girişim Grubu (OGG) bir açıklama yaptı ve projede gelinen son durum ve alınan ilk kararları kamuoyu ile paylaştı.

Türkiye'nin ilk yerli otomobili çalışmalarında gelinen son noktayı özetleyeyim;

* 2019'da (gelecek yıl) prototip ortaya çıkacak, 2021'de Türkiye'nin ilk yerli otomobilinin seri üretimi başlayacak…

* 2 Kasım 2017'de imzalanan protokol kapsamında, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği koordinasyonunda Anadolu, BMC, Kıraça, Turkcell ve Zorlu ortaklığında yapılan çalışmalar son hızla sürüyor.

* Üç fazdan oluşan yaklaşık 15 yıllık bir yatırım hamlesine yönelik planlar hazırlanıyor.

* Orta vadede tek bir platform üzerinde üretilecek 3 farklı elektrikli araç modelinden oluşacak otomobil portföyü, Türk halkının ihtiyaçları ve beklentileri göz önünde bulundurularak detaylandırılıyor.

* Uluslararası markalarla rekabet edecek yerli marka araçların ilk modeli daha önce açıklandığı gibi 2019 yılında prototip, 2021 yılının sonunda seri üretime geçiş olarak planlandı.

* Önümüzdeki aylarda şirket kurulacak ve kilit yöneticileri belirlenecek…

***

Şunu belirtmekte fayda var;

1) Fikri takip önemli…

2) Laf, söz ve demeçlerden ziyade “somut” adımlar her zaman daha ikna edici oluyor… Takipteyiz…

TEBRİKLER…

Ekonomide neler oluyor neler bitiyor sorusunun cevabını ararken Dünya gazetesine de göz atarım, hep…

Türkiye'nin köklü gazetelerinden biri olan Dünya'nın şöyle bir sayfalarına göz gezdirmeden güne başlamam, çoğunlukla…

Geçenlerde bir manşeti dikkatimi çekti; “Yarım milyar dolarlık ‘kâğıt'ta geri sayım”

Manşetteki imza Dünya gazetesinin başarılı çalışanlarından Ali Eskalen'e ait.

2013'te ifa ettiğimiz hac farizamız esnasında tanıdığım Ali Eskalen, Dünya gazetesinin Kahramanmaraş Temsilcisi. Okuyan, takip eden bir isim…

Aynı zamanda uzun süredir Kahramanmaraş'ın yerel TV kanalı Aksu TV'de Artı-Eksi isimli bir program yapıyor.

Haberin özeti şöyle;

“Kipaş Holding, Aydın Söke'de kurulacak kâğıt fabrikası ile Avrupa'nın en büyük kâğıt üreticisi olacak. Yatırım tutarının 500 milyon doların üzerinde olduğu fabrikada, ilk etapta 1000 kişi çalışacak. Kâğıt üretimi ağırlıklı olarak atık kâğıttan yapılacak.”

Yatırım hakkında açıklamalarda bulunan Kipaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hanefi Öksüz, “Bu fabrikamız milli ekonomimize, cari açığımızın kapanmasına 500 milyon dolar katkı yapacak” dedi.

Haber bu şekilde devam ediyor…

***

Bu köşede yıllardan bu yana şunu ısrarla ifade ediyorum; üretim, üretim, üretim…

Üretim, yatırım ve istihdam…

Bu ülkenin kalkınmasının başka bir yolu da yoktur.

Üretim ve yatırım denilince de ilk aklıma gelen isim Erbakan Hocamız…

Erbakan Hocanın Türkiye çapında attığı fabrika temelleri ve açtığı üretim-istihdam merkezleri ötelerden bu yana aynı gerçeği haykırıyor; “Üretim ve yatırım olmazsa başka ülkelerin, emperyalistlerin kölesi olursunuz…”

Milli Gazete'de son günlerde okuyorsunuz; temelleri Erbakan hoca tarafından atılan ve ülke ekonomisine büyük katkı sunan şeker fabrikaları satılmak isteniyor… Peki, ama niçin? Son derece yanlış ve hatalı bir gidişat…

Bu topraklarda üretim ve yatırım anlamında kim bir çivi çakıyorsa el üstünde tutulması lazım…

 

 

 

Tebrikler…

28 ŞUBAT KARARLARI UY-GU-LA-NA-CAK-TIR!..

Çok da uzun bir zaman geçmedi; sanıyorum hatırlarsınız, merhum Necmettin Erbakan Hocamızın antidemokratik biçimde koltuğundan edilmesiyle sonuçlanan 28 Şubat sürecinde bir Bakan şu kelimeyi tekrarlayıp durmuştu:

- “28 Şubat kararları uy-gu-la-na-cak-tır...”

Kimdi bu isim?

Yalım Erez...

Eski, Türkiye Odalar Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı...

Sonrasında, DYP Genel Başkanı Tansu Çillerin gözdesi olmayı başaran ve Çiller'in meşhur “A Takımı”na giren isim…

Hemen ardından da milletvekili ve Bakan oldu.

28 Şubat Postmodern Darbesi'nde “siyaset-medya-sermaye- asker” ortaklığı inkâr edilemez bir gerçek…

Zira objektifi sadece askerlere tutmak gerçeklerin örtülmesinden öte bir anlam taşımıyor...

Hak-İş Konfederasyonu eski Başkanı, AKP Çorum Milletvekili Salim Uslu'nun bir iddiası oldu; “28 Şubat sürecinde, TOBB, TİSK, TESK, TÜRK-İŞ ve DİSK'in oluşturduğu ‘5'li çete', DYP lideri Çiller'e, Refah-Yol Hükümeti'nden çekilmesi için, Hilton Oteli'nin 9. katında ikna odası kurdu, toplantıyı da Yalım Erez organize etti…” İddia bu şekildeydi…

***

Yalım Erez, 28 Şubat sürecinin önemli aktörlerinden... Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile çok yakın ilişkisi olan bir isim...

1995 seçimleri sonrasında garip bir biçimde kurulan ANA-YOL'da çatlaklar oluşunca hükümetin yıkılması için ilk işaret fişeğini ateşleyen yine aynı isimdi...

Erez, başbakanlığını Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın yaptığı ve efsane hizmetlere imza atan Refah-Yol'un kurulmasında da başrol oynadı, bozulmasında da…

Hatırlayınız lütfen, 28 Şubat MGK'sının üzerinden iki ay geçmemişti ki, ilk istifa eden Yalım Erez oldu!

İmam Hatiplilere “yarasa” benzetmesi yapan Mesut Yılmaz başbakanlığında kurulan darbe hükümetinde de Erez, yine Sanayi Bakanı'ydı.

***

Bu vesileyle henüz sayfaları aralanamayan bir “ilginç” dönemden de söz etmek istiyorum;

Yılmaz hükümetinin düşmesini fırsat bilen Yalım Bey, bu kez başbakan olmak için girişimde bulundu.

Bakar mısınız; Aralık 1998'de Demirel, beklenmeyen bir şekilde, tüm siyasi teamülleri ayaklar altına alarak hükümeti kurma görevini Yalım Erez'e verdi.

Demirel'in bu görevlendirmesi dahi başlı başına bir skandaldı...

Ancak planlar beklendiği gibi gitmedi;

Yalım Erez için, “Beni sırtımdan hançerledi” diyen Tansu Çiller, Erez'in başbakanlık hevesini “dakika farkıyla” kursağında bıraktı.

Çiller, ülkeyi seçime götürmesi için DSP lideri Bülent Ecevit'in başbakanlığında kurulacak azınlık hükümetine destek vereceğini açıklayınca, Erez'in hükümet kurma hayali suya düştü…

 

 

 

Bir kez daha tekrarlayayım; bu ilginç dönemin perde arkası henüz yazılmadı, anlatılmadı… Bir yazan-anlatan olur mu, acaba?

***

28 Şubat'ın yıldönümüne şurada ne kaldı?

28 Şubat sürecinde bu kadar kritik bir rol üstlenen Yalım Erez hesap verdi mi, peki?

Ben duymadım. Peki, ya siz!

Paylaş:

YORUMLAR

Yorum Yaz