20 Nisan 2019 Cumartesi

Güç zehirlenmesi ve kibir kuleleri


İsmail Hakkı Akkiraz

Bismillahirrahmanirrahim;

Hamdımız âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Cenab-ı Allah'adır. Salâtımız ve selamımız ise Peygamberimiz, âli ve sahabeleri içindir.

Hangi inançtan, hangi meşrepten, hangi ırktan, hangi renkten olursa olsun, bütün insanlar Allah'ın kuludurlar. Mutlak ve hakiki güç ve kuvvet Allah'ındır. Bu gücü ortadan kaldıracak veya etkisiz hale getirecek hiçbir kuvvet de yoktur. Olması da mümkün değildir. Neticeyi tayin eden ancak Allah'tır. Her insan belirlenmiş bir ecel düzeni içinde hayatı yaşar ve kendi imtihanını verir. “İmtihan” her insanın üzerinde düşünmesi gereken önemli bir meseledir. Bu imtihanda gözetilecek temel şey, bir kimse “şükreden kul” mu, “nankörlük eden kul” mu olacak sınavıdır. Her insanın yaptığı işler, bu esasa göre karşılık bulacaktır. Bu imtihanda kul olarak insan, sadece “Allah'ın rızasını” gözetmekle mükelleftir. Bu imtihanın bir de hesabının verileceği gün vardır. Kitabımız Kur'an'da bu konuyla ilgili olarak İbrahim Suresi 

 

44, 45 ve 46. ayetlerinde bu konu şöyle açıklanır: “İnsanları, azabın kendilerine geleceği günü haber vererek uyarıp ikaz et ki, o gün zulmedenler, şöyle diyecekler: ‘Bize yakın bir zamana kadar izin ver ki, senin davetine karşılık verelim, peygamberlerine tabi olalım.' Oysa siz daha önce, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz? Oysa siz, kendi nefislerine zulmedenlerin yurtlarında oturmuştunuz. Onlara ne yaptığımız size açıklanmıştı ve size örnekler vermiştik. Gerçek şu ki, onlar hileli bir zulüm düzeni kurdular. Oysa onların düzenleri, dağları yerlerinden oynatacak kuvvette olsa bile, bu düzenleri hep Allah'ın elindeydi.” Bu ayetlerde geçen beyanlar, insanlar için önemli bir uyarıdır. Buradan çıkarılacak dersler şudur. 1. İnsanları, azabın kendilerine geleceği günü haber vererek uyarıp ikaz etmek bir insanlık görevidir. 2. O gün zulmedenlerin Allah'a: “Bize yakın bir zamana kadar izin ver ki, senin davetine karşılık verelim, peygamberlerine tabi olalım” demelerinin hiçbir faydası olmayacaktır. Ve onlara, “Oysa siz daha önce, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?” denilerek istekleri reddedilecektir. 3. Onlara Allah: “Oysa siz, kendi nefislerine zulmedenlerin yurtlarında oturmuştunuz. Onlara ne yaptığımız size açıklanmıştı ve size örnekler vermiştik” diyecek, yaptıkları itirazların hiçbir değerinin olmadığı bildirilecektir. 4: Allah'ın helak ettiği bu zalimler; “hileli bir zulüm düzenini kurmuş, dağları yerlerinden oynatacak bir kuvvete sahip” olmalarının bir hükmü olmamıştır. “Çünkü bu düzenleri hep Allah'ın elindeydi” Yani bu imkânlara rağmen Allah onları yok etmiştir. Allah'a iman eden bir kimse, bu uyarı gereği, kibirlenmez, zulüm yoluna sapmaz.

GÜNÜMÜZ OLAYLARI

Günümüzde yaşanan bütün olaylar, geçmişte olduğu gibi Allah'ın takdir ettiği bir “kader” ile olmaktadır. Kimin nasıl imtihan olacağını takdir eden Allah'tır. Allah, kullarından kimini iktidar ve varlık ile kimini de yokluk ve darlık ile imtihan eder. İktidar ile imtihan olunanların dikkat etmesi gereken temel kural “adaleti” gözetmeleri, halkın ihtiyaçlarını kolayca temin edebileceği imkânların oluşturulması, yaşam alanlarının sosyal hayatı canlı ve dinamik kılacak bir anlayışla düzenlenmesidir. İktidar sahipleri “güç zehirlenmesi” hastalığına yakalanırsa kaybederler. “Kibir kuleleri” şeklinde yüksek binalar inşa edip, toplumu topraktan koparırlarsa sosyal hayatı öldürmüş olurlar. Nemrut'u, Firavun'u, Karun'u, Ebu Cehil'i ve bütün zalim önderleri ve toplumları “güç zehirlenmesi ve kibir kuleleri” yıkmıştır. Çünkü “güç zehirlenmesi ve kibir kuleleri” bu zalimlere Allah'ı unutturdu. Bunlar, Allah'ı unutmakla kalmadılar, kendilerini ilah olarak ilan ettiler. Toplum, bu zorbalar karşısında boyun eğince de, hepsi birden yok olup gitti. Helak olmaları, hep ummadıkları yerden oldu. Bunlar, kendilerine yapılan hiçbir samimi “nasihate” de itibar etmediler. Yusuf ve Süleyman olanlar, Allah'ın rızasını gözetip kazandılar. Nemrut ve Firavun olanlar, Allah'ın gazabına koştular ve kaybettiler. Allah'ı unutan ve onunla savaşan liderler ve kadroları da yıkılırlar. Bunları, yürüttükleri “faizci kapitalist düzen” yıkar. Bunları, iktidar gücüyle oynattıkları “kumar” yıkar. Yaptıkları “israf” yıkar, insanların mallarına haksiz yere çökmek yıkar. İnancımızın “geniş aile yapısını” Batı'nın “çekirdek aile yapısı ile” yozlaştırıp tahrip etmek yıkar. Konuştukları “yalanlar” yıkar. Yaptıkları hileler, başkalarının işine yarayınca attıkları “iftiralar” yıkar. Topluma dayattıkları “haramlar” yıkar. “Kuvvet ve kudret sahibinin Allah'tır” gerçeğini unutmak yıkar. Veren de alan da Allah'tır. Bunu herkesin bilmesi gerekir. İstanbul ve Ankara'yı ve birçok büyükşehri kaybeden Erdoğan ve AK Partililer derin bir nefis muhasebesi yapmalıdırlar. Saadet Partisi'ni küçümsemenin, milleti satmakla, şerrin ortağı olmakla suçlamanın, milleti kutuplaştırmanın sonunda kendilerine kaybettirdiğini görmek zorundadırlar. Elinde bulundurdukları “iktidar nimetinin” kendilerine Allah tarafından verildiğini, vakti geldiğinde bu iktidarı geri alacağını unutmamalıdırlar. Kibirlenmenin, tepeden bakmanın bir faydası olmuyor. Herkes sonunda ölecek ve daracık mezara konacak. İşte orada herkes işlediği ameli ile yüzleşecektir. 

ZİLLET

İslamsız hayat, zillet hayatıdır. Ben Müslüman'ım diyenlerin hayatında İslam yok. İslam'ın bir “hayat nizamı” olduğu unutulmuş. İslam'ı yaşaması gerekenler, onun ahlak, adalet, refah samimiyet, dürüstlük, sevgi ve şefkat esaslarını yok sayarak iş tutarsa, zilletten kurtulamazlar. Bir toplumu zillete düşüren sebepler vardır. Bunları bilmek gerekir. 1. Allah'ın hükümlerinden yüz çevirmek. 2. Zulüm. 3. Haramlar: Dinimizin koyduğu “faiz, kumar, israf, içki, zina” gibi haramları bir düzen halinde yürütmek fitne ve zillettir. 4. Kutuplaşmak.  5. Güç zehirlenmesi.  6. Kibir kuleleri. 7. Aile ve yandaşa hizmet taassubu. Fitne ve zilletten kurtulmanın tek yolu, Milli Görüş'ün-Saadet Partisi'nin savunduğu ilkelere dönmektir. Buna itiraz edenler ise akla ve ilme uygun tekliflerini sunmak zorundadırlar. Selam hidayete tabi olanlara...

Paylaş:

YORUMLAR

Yorum Yaz