16 Mayıs 2017 Salı

Endişeliyiz ama Korkmuyoruz


Mustafa Kaya

Üstad Necip Fazıl'ın Çile şiirinde “Bu nasıl bir dünya hikâyesi zor” diye başlayan bir dörtlüğü var. Gerçekten de öyle. Doğru yerde durmuyorsanız, doğru açıdan bakmıyorsanız olanı, biteni yorumlamanız, anlayabilmeniz mümkün değil. Uluslararası arenada güce tapınmanın en önemli ritüel haline geldiği bir dönemi yaşıyoruz. Hak, hukuk, adalet dediğinizde uzayda yaşayan yaratık muamelesine maruz kalındığı bir sürecin içindeyiz.
 
DücaneCündioğlu “Kuşların filleri yenebileceğine inanmıyorsan niçin Fil Suresi'ni okuyorsun?” diyor ya, aynen hepimiz bu ruh haliyle içi boşaltılmış inançların gerçek bir inanış olduğu zannıyla günlerimizi geçiriyoruz. 
 
Kaynakları sınırlı, insan ihtiyaçlarını sınırsız görenlerin, bu kaynakları elde etmek için kan ve gözyaşı üzerine yazdıkları senaryoların bir bir hayata geçirildiğini görmekten ötürü endişeliyiz ama korkmuyoruz.
 
Avrupa'da bir yılda evcil hayvanlara harcanan bütçe ile Afrika'daki açlık ve sefaletin son bulabileceği gibi bir gerçeği biliyor olmaktan dolayı endişeliyiz. Bu düzenin bir gün mutlaka değişeceğini görüyor ve korkmuyoruz.
 
Dünyanın bir tarafı obeziteye bağlı sağlık sorunlarıyla boğuşurken, diğer tarafındakilerin açlıktan kırıldığı bir döneme şahit olmaktan dolayı endişeliyiz ama korkmuyoruz. 
 
Silahlanma yarışına giren küresel emperyalistlerin, silahlanmada sınır tanımamaları ve nükleer silah güçleriyle dünyayı bir cinnet noktasına getirmiş olmalarından ötürü endişeliyiz ama korkmuyoruz. 
 
Sosyal mühendislikler üzerinden insanların arasına kin ve nefret tohumları ekerek, kendi çıkarlarını korumak için birbirlerini boğazlamalarını kadeh tokuşturarak izleyenlerin varlığından endişeliyiz ama korkmuyoruz.
 
Terör örgütlerinin maşa olarak kullanıldığı, coğrafyaların işgali için öncü kuvvet olarak tasarlandıkları insanlık dışı stratejileri gözümüzün içine baka baka uygulayanları biliyor olmaktan dolayı endişeliyiz ama korkmuyoruz.
 
Peki, bütün bunlara rağmen neden korkmuyoruz? Neden bu olumsuzluklara rağmen hâlâ her şeyin mutlaka değişeceğine ve adil bir dünyanın kurulacağına inanıyoruz? 
 
Çünkü biz biliyoruz ki,  bütün bu gelişmelerin farkında olanlar var olduğu müddetçe ve buna karşı mücadele verenler sözlerini muhafaza ettikleri sürece, zulüm sonsuza dek ayakta kalamaz.  Yani ezcümle; “Zulüm ile abad olanın ahiri berbat olur.”

 

Paylaş:

YORUMLAR

Yorum Yaz