4 Aralık 2017 Pazartesi

Emekli imam ve öğretmenlere açık çağrı


Mustafa Kasadar

Geçtiğimiz günlerde İmam Hatip Lisesi'nde tefsir dersimize girmiş olan Mehmet hocamızla bir vakıfta karşılaştık. Her cumartesi sabah bu vakıfta okunan tefsir derslerine katılıyormuş. Hal hatır sorduktan sonra nelerle meşgul olduğunu sordum. Cevaben: “Haftanın altı günü hiçbir işim yok. Sadece cumartesi günleri tefsir dersi bahanesiyle evden çıkıyor, buraya gelip akşama kadar emekli arkadaşlarla vakit geçiriyoruz” dedi. Bu cevap doğrusu beni çok üzdü. Zira Mehmet hocamız gibi evinden dışarıya çıkmayan, namazını kılıp televizyon başına kurulan on birlerce emekli imam ve ilahiyat mezunu öğretmen varken mahallelerde gençler abdestten, gusülden, namazdan habersiz bir şekilde başıboş dolaşıyorlar.

Daha önce de bahsettiğimiz gibi Türkiye 'de 95.000 civarında cami var. Ama bu camiler vakit namazları dışında (istisnalar hariç) ıssız ve garip. Cami görevlileri bir an önce camiye kilit vurmak için nerede ise cemaati kovacak süratte hareket ediyorlar. Hâlbuki bu camilerin devamlı açık tutulması ve mutlaka buraların -Ası Saadet'te olduğu gibi- birer eğitim yuvası haline getirilmesi lazımdır. Eğer bu yapılmazsa, yani cami eksenli dini tedrisat hayata geçirilmezse zamanla bu toplumun hayatından din çekilecektir. Zaten gençliğimizin içimizi karartan tablosu ortadadır.

Esasen dinin öğretilmesi, insanların İslam'a çağrılması, iyiliklerin yayılmasına ve kötülüklerin engellenmesine çalışılması her Müslüman üzerine vazife olmakla birlikte hususen de bu konuda ihtisas sahibi olanların üzerine ayrıca yüklenilmiş bir görevdir. Dolayısıyla emekli olsun olmasın oturduğu mahallede varlığı hissedilmeyen, etliye sütlüye karışmayan, kimseye bir harf öğretmeyen imamların ve öğretmenlerin veballeri bir kat daha fazladır. Genç yaşta emekli olup kenara çekilmek, günün 24 saatini evde pinekleyerek, televizyon izleyerek geçirmek dine aykırı olduğu gibi insan fıtratına da aykırıdır. Sonra hastalık hastası olup hastane , hastane dolaşırsınız. Gelin üzerinizdeki bu tembelliği, bu ataleti atın ve hiç değilse ifsad ehli kadar aktif olun.

Şu an rahmet-i Rahman'a kavuşmuş olan Osman amcam Ermenekli Saffet Efendi'nin talebelerindendi ve kendisinden çokça bahsederdi. Cumhuriyet rejimi kurulduktan sonra medrese ve tekkeler kapatılınca Osmanlı'nın yetiştirdiği binlerce âlim ve hoca açıkta kalmış, ne yapacaklarını şaşırmışlar. Tabii onların endişesi kendi maişetlerinden çok bu insanların çocuklarına dinlerini kim ve nerede öğreteceği konusunda olmuş. Bunun için İstanbul 'da dar kapsamlı bir istişare toplantısı düzenlemişler. Ne yapalım ve nasıl hareket edelim diye aralarında tartışmışlar. Bazıları artık işin bittiğini, şeriatın yürürlükten kaldırıldığını, halife ve padişahın kovulduğunu, medreselerin kapatılarak İslami eğitimin yasaklandığını dolayısıyla artık yapacak bir şeyin kalmadığını dile getirmişler. Ancak bu konuşmalardan hoşlanmayan Saffet Efendi rahmetullahi aleyh müderris arkadaşlarına şu uyarıyı yapmıştır: “Arkadaşlar biz şu anda sadece İstanbul'da üç bin müderrisiz. Henüz biz hayattayız ve iş bitmiş sayılmaz. Her birimiz bir talebe yetiştirsek üç bin talebe eder. Bu da ülkenin geleceğini kurtarır.”

Toplantı bir karar alınmadan bu konuşma ile son bulur ve herkes kendi bildiği yolda devam eder. Saffet Efendi kendi kısıtlı imkânlarıyla evinde talebe okutmaya başlar. Küçük bir odada her gün üç grup talebeye ders verir.

Dini tedrisatın yasaklandığı o günlerde Saffet hoca yasak filan dinlemeden talebe okutmaya devam etmiş ve daha sonra ilim ehli olarak tanıdığımız birçok kıymetli hoca efendi yetiştirmiştir. Nitekim Merhum Enver Baytan Hoca efendi kendisinden şöyle bahsetmektedir: “Ermenekli Saffet Aysu Efendi ders okutan hoca efendilerdendir. Okuttuğu ders hakikaten ders olurdu. İstifade yüksek olurdu.”

Şu an yeni bir seferberlik zamanıdır. Din bizzat dindarlar tarafından vurulmakta, İslami hayat giderek toplum hayatından çekilmektedir. Bugün hareketsiz kalanlar yarın kendi evlatlarını cahiliyeye kurbanı vereceklerdir. Geleceğimizi ve gençliğimizi kurtarmak için her camide bir genç kazansak yeter.

Paylaş:

YORUMLAR

Yorum Yaz