Peygamber Efendimizin Süt Annesi Hz. Halime (R.A) Hayatı, mücadelesi, Evliliği, Ticareti

19.05.2011 16:08:00

İsmi; Halime binti Abdullah b. Haris es Sa’diyyedir. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem)’in süt annesidir. Kocası; Haris b. Abduluzza b. Rifaa es Sa’di’dir. Haris’ten olan çocukları; Abdullah Üneyse ve Huzame’dir.



ARADIĞINIZ TÜM KİTAPLAR BİR TIK ÖTENİZDE

İsmi; Halime binti Abdullah b. Haris es Sa’diyyedir. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem)’in süt annesidir. Kocası; Haris b. Abduluzza b. Rifaa es Sa’di’dir. Haris’ten olan çocukları; Abdullah Üneyse ve Huzame’dir.

Halime es Sa’diyye, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem)’i emzirmesi sebebiyle Arap süt anneleri içinde en meşhur olanıdır. “Kısmeti bol” olarak nitelendirilmiştir.

Halime es Sa’diyye Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem)’in amcasının oğlu Ebu Süfyan b. Haris b. Abdul muttalib (radıyallahu anh)’ı da emzirmiştir. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem)’in amcası Hamza b. Abdul muttalib (radıyallahu anha)’da Sa’d kabilesinde süt emmiştir.

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem)’in süt annesi Halime binti Ebi Züeyb, süt çocuğu bulmak için Sa’d kabilesine mensup kadınlarla birlikte yola çıktıklarını bakın nasıl anlatıyor:

“Kurak bir yıldı. Hiçbir şeyimiz kalmamıştı. Bir merkep üzerinde yola çıkmıştım. Yaşlı bir devemiz vardı ve bir damla sütü yoktu. Açlık sebebiyle bebeğimizin ağlamasından dolayı bütün geceyi uykusuz geçirmiştik. Ne ben de ne de devemizde çocuğu doyuracak kadar süt bulunuyordu.”

İbni Hişam naklediyor:

“Bu durumdan kurtulmak, ferahlığa çıkmak için yağmur beklilyorduk. Merkebimin üzerinde yola çıktım. Üzerinde bulunduğum merkebin ağır yürümesi yol arkadaşlarımı çileden çıkarıyordu. Nihayet Mekke’ye vardık ve süt çocuklarını aramaya başladık. İçimizde hiçbir kadın yoktu ki ona Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem) arz edilmesin. Ancak “Bu bir yetim çocuk” denildiğinde hepsi de onu almaktan kaçınmıştı. Zira bizler bebeğin babasından gelecek bahşişlere güveniyorduk. “Yetim bir çocuğun annesi ve dedesi ne yapabilir ki?” diyorduk. Bu sebeple de yetim çocukları uygun görmüyorduk. Kocama:

“Vallahi ben arkadaşlarımın arasında süt çocuğu almadan geri dönmek istemiyorum. Vallahi gidip o yetim çocuğu alacağım” dedim. O da “Üzülme! Onu alalım. İnşallah Allahu Teala onun sebebiyle bize bereket ihsan eder” dedi. Gittim, onu aldım. Başkasını bulamadığım için onu almıştım.

Halime’ye İsabet Eden Hayır

Bebeği alıp arkadaşlarımın yanına döndüm. Onu kucağıma aldığımda göğüslerim sütle dolmuştu. Bebeklerin ikisi de doyuncaya kadar emdiler, sonra uyudular. Daha önce (kendi bebeğimizin ağlamasından dolayı) uyuyamıyorduk. Bu arada kocam yaşlı devemizin yanına gitti. Onun da memelerinin sütle dolu olduğunu gördü. Onu sağdı. Doyuncaya kadar ondan içtik. O geceyi hayır içinde geçirdik. Sabah olduğunda kocam bana:

“Vallahi ey Halime mübarek bir bebek aldın” dedi. Ben de:

“Vallahi ben de öyle zannediyorum” dedim.

Sonra yola çıktık. Merkebime bindim. Bebek de benimle birlikteydi. Vallahi kafilenin önünde gidiyordum. Hiçbir kadının merkebi benimkini geçemiyordu. Bunun üzerine yol arkadaşlarım:

“Ey Ebu Züeyb’in kızı, bizi geride bıraktın. Bu merkeb daha önce yola çıktığın merkep değil mi?” diye sordular. Ben de:

“Evet vallahi o” dedim. Onlar da:

“Vallahi o değişmiş” dediler.

Daha sonra Sa’d oğulları yurdundaki evimize vardık. Ondan daha verimsiz bir yer bilmiyorum. Oraya vardıktan sonra koyunlarımız dışarı çıkar memeleri sütle dolu olarak dönerlerdi. Diğerleri hayvanlarından bir damla süt alamazken biz hayvanlarımızdan bol bol süt alıyorduk. Hatta kavmimizin insanları çobanlarına:

“Yazıklar olsun size, Ebu Züeyb’in kızının çobanı hayvanları nerede otlatıyorsa siz de hayvanları orada otlatın” demeye başladılar. Ancak yine de benim koyunlarım sütle dolu olarak döndükleri halde onların koyunları aç dönüyor ve bir damla süt vermiyorlardı. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem) in iki senesi ve sütten kesilme dönemi bolluk bereket içinde geçti. Hızla büyüyordu. Diğer çocuklara benzemiyordu. İki sene içinde iri gösterişli bir çocuk olmuştu.

Halime’nin Çocuğu Mekke’ye İlk Defa Götürmesi

Onu annesine götürdük. Ancak biz onn –onun vesilesiyle gördüğümüz hayır ve bereketten dolayı bizimle birlikte kalmasını istiyorduk. Bizimle birlikte kalması için annesine rica ettik. Ona:
“Biraz daha gelişinceye kadar (süt) oğlumu bende bıraksan. Zira ben onun Mekke vebasına yakalanmasından korkarım” dedim.

İki melek tarafından karnının yarılma hadisesi (Şakkı sadr hadisesi) meydana gelinceye kadar bizde kaldı. O hadiseden sonra onun için korktuk. Mekke’den gelişimizden bir ay sonraydı. O ve kardeşi evin arkasında oğlak güderek oynuyorlardı. Kardeşi koşarak geldi ve:

“Kureyşli kardeşime yetişin! İki adam gelip onu yatırdı ve karnını yardı” dedi. Ben ve babası ona doğru koştuk. Yanına geldiğimizde benzi soluk olduğu halde ayakta dururyordu. Ben ve babası onu kucakladık ve ona:

“Yavrucuğum ne oldu sana?” diye sorduk. O da:

“Bana iki adam geldi. Yere yatırıp karnımı yardılar. Ne olduğunu bilmediğim bir şey çıkardılar” dedi. Sonra onu alıp evimize döndük. Babası bana:

“Ey Halime! Çocuğa göz değidi sanıyorum. Bu durum ortaya çıkmadan evvel onu ailesine geri verelim” dedi. Onu alıp annesine götürdük. Annesi:

“Ey süt annesi, onu niçin getirdin? Onu çok seviyordun ve yanında kalmasını da çok istiyordun”. Dedi.

“Ona kefil olduk. Hakkını ödedik. Başına bir şey gelmesinden korktuğumuz için onu sağ selim olarak sana getirdim” dedim. O:

“Durum bu değil. Bana doğrusunu anlat.” dedi. Öyle ısrar etti ki sonunda durumu ona anlattım. O:

“Ona şeytanın bir zarar vermesinden mi korktunuz?” dedi. Ben:

“Evet” dedim. O:

“Allah’a and olsun ki şeytan ona bir yol bulamaz. O bambaşka bir çocuktur. Size onunla ilgili bir şey söyleyeyim mi?” dedi. Ben:

“Evet söyle” dedim.

“Ona hamile kaldığımda benden bir nur çıktığını ve Şam topraklarında bulunan Busra’daki köşkleri aydınlattığını gördüm. Sonra ona hamile iken anladım ki vallahi ondan daha hafif ve ondan daha rahat bir hamilelik olmaz. Onu doğurduğumda da diğer bebekler gibi doğmadı. Elleri yere koymuş ve başını semaya kaldırmış olarak doğdu. Hadi onu bırakın ve selametle yolunuza gidin” dedi. 1
…….

1 es Sîretü’n NEbeviyye 1/298

…….

Halime (radıyallahu anha) Medine-i Münevvere’de vefat etti ve Baki kabristanlığına defnedildi. Allah ondan razı oldun ve onu razı kılsın.


TÜM KİTAPLARI EN UYGUN FİYATA BULABİLECEĞİNİZ TEK ADRES



       
(2,8 puan)/22
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karaktersiz ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kalan Karakter: 500
coşkun
istanbul

23.04.2014

teşekkürler
      Beğen (0)          Beğenme (0) 
saim onur alp deligöz
izmit

10.03.2014

eh işte bebek
      Beğen (1)          Beğenme (0) 
enes bahar
kayseri

10.03.2014

çok sevdim
      Beğen (1)          Beğenme (0) 
enes bahar
kayseri

10.03.2014

eh işte ama gene de güzel
      Beğen (1)          Beğenme (0) 
hatice doğan
kayseri

25.03.2014

çok beğendim teşekkürler bunu yazan amca
      Beğen (3)          Beğenme (0) 
menekşe
istanbul

10.03.2014

çok garip bir hayatı varmış hz muhammedin (s.a.v.)' nin de öle :)
      Beğen (3)          Beğenme (1)