Ele güne rezil olmadan, kadir bilmez insanların oyuncağı olmadan, şerefle, izzetle çekilmesini bilmektir. Namerdin böylece sillesinden kurtulmaktır.
Siyaset gönül meselesidir. Nevzuhur siyasilerle siyaset yapılamaz. Hele hele genel başkanların tahakküm kurduğu partilerde siyasetten hayır gelmez. Çünkü enaniyeti doruklaşmış bu nevi insanlar, siyasette kabiliyet olan insanları harcamada da, asla beis görmezler.
Değerli, becerikli siyasileri ka’le almadan, onların kabiliyetleri hesaba katılmadan, sadece cüruf insanlarla siyasete devam anlayışı, siyasi çıkmazlara saplanmak demektir. Aslında siyasette kalıcı olabilmek, tabanla kucaklaşmakla mümkün olur. Yandaş, karındaş dayanışması, siyasi çöküntünün en önemli sebebidir.
Geçmişte Adalet Partisi, Anavatan Partisi ve şimdi de AKP ve MHP’deki kaynama, bu tarz davranışların neticesidir. Adalet Partisi döneminde yeğen meselesi, ANAP döneminde evlad-ü iyalin sınır bilmez taşkınlığı, AKP’de de mal, mülk edinme hırsı, yandaş kayırma anlayışı bilinen gerçeklerdir.
Bu hal ve görüntü, bazı farklarla hemen hemen her partide mevcuttur. İstisnası olduğu söylenemez. Bu duruma karşı koyarak, doğruları haykırarak siyaset yapmaya çalışanlar, maalesef bahaneler üretilerek devre dışı bırakılmak istenmektedir.
Elbette ki siyaset yapılmalıdır. Çünkü ülkenin kalkınmasında siyasilerin önemli rolü vardır. Ülkenin sanayileşmesi, ziraatinin geliştirilmesi, ekonomik ve sosyal açıdan insanların yüzlerinin gülmesi, ciddi siyasilerin projeleri sayesinde mümkün olabilir. Ne var ki, emretme noktasında bulunanların siyasi hırsı, bu nevi proje sahiplerini hazmedememektedir. Çünkü aklı ermeyen siyasiler, kendilerini aşanlara karşı son derece tahammülsüz olurlar. Tabanda adı sanı yerleşmiş olanlardan da kaçınırlar.
Siyasi geçmişimizde, gerek CHP’de, gerek DP’de, gerek AP’de, gerek MHP’de, şimdi de AKP’de ve tüm partilerde maalesef bizi teyid eden misaller çoktur. Biliyoruz ki, bu tespitlerimiz bazı siyasilerin kimyasını bozacak, sinir sistemlerini sarsacaktır. Varsın gıcık olsunlar.
Bu hususların kaleme alınması, milletimize anlatılması ve siyasi taassup anlayışı içinde ve dava adına milleti nasıl kandırdıklarını birilerinin anlatması gerekirdi. İşte biz şimdi henüz siyaset içinde ve yetkili bir yerde (GİK üyesi) iken, bunu yapıyoruz. Tabii ki şimdi de bazı mideperest siyasiler harekete geçerek ve riyakarlık gösterisi içinde, iyi niyetle meseleleri kaleme alanlara karşı veryansın edeceklerdir. Çünkü başka türlü siyasetten nemalanmaları mümkün değildir. Ancak bu neviler cim karnında bir nokta bile değildir.
Kendini beğenmiş, büyüklerini dahi dikkate almadan, ihtiyar oldular gibi yeni söylemlerle politika hevesine düşenlere bel bağlamanın sonucu çok ağır olur. Bu gibi insanlarla siyasetin tadı olmaz. Buna rağmen, bunlarla siyaset yapmak isteyenler, bende olmaktan asla kurtulamazlar.
Genel başkanların etrafına bakıldığı zaman, görülecek olan tablo bizi teyit etmektedir. Liderler hariç, sümme tedarik genel başkanlar, nitelikli, becerikli, muhtevalı, kabil-i hitap, atak, çevresi geniş siyasilerle değil, yalaka olanlarla siyaset yapmak isterler. O zaman da, zaman içinde milletin gözünden düşerler.
Günümüzde yalana dayalı, istismara dayalı, siyasi ve dini sömürüye dayalı, ranta yönelik siyaset yapılmaktadır. Bunun da istisnası yoktur. Yani millet için, Allah için siyaset rafa kaldırılmış, sadece makamlar için, mal biriktirmek için siyaset yapılmaktadır. Bu gidişe dur diyenleri de, tiranlaşan başkanlar derhal öğütmek için düğmeye basmaktadır. Teşkilatların fikri alınmadan, hod be hod yandaş toplama operasyonlarına tevessül edilmektedir. Bu konuda farklı yöntem kullanan parti var mıdır sualine verilecek cevap, hayır yoktur. Yani bu konuda bütün genel başkanlar ve partiler benzerdir. Ayrımcı ve hatıra göre hareket etmek, gerçekleri ıskalamak olur. Bu da hakkı rencide eder. Tutarsız, tabansız ve enaniyeti taşkın insanlarla siyaset yapmaktansa, izzet-ü ikbal ile siyasetten çekilmek evladır.
Siyaset, genel başkanlara şirin görünme anlayışından sıyrılmadıkça, ideal siyasetin kapıları asla açılmayacaktır. Bu hal ise, siyasette çürümüşlüğü davet eder. Bunu önlemenin yolu da, doğruları dillendirmekten geçer. Doğruları millete aktarmaktan geçer. Samimi olan siyasilerin kucaklaşmalarından, bir blok haline gelmelerinden geçer.
Yanlışlara karşı susan insanların titri, kariyeri ne olursa olsun, onların siyasette kıymet-i harbiyesi yoktur. Çürümüş, hile ve desiseye dönüşen siyasi bir ortamda, namuslu siyasiye düşen görev, parti tabanına sahip çıkmak, partilerin temel düşüncelerini değiştirmek isteyen ve aklınca yeni projelerle bazı mihraklara mesajlar veren, fikri ve siyasi olgunluğa erişenleri “yenilikçi – gelenekçi” anlayışı gibi bir anlayışla devre dışına itmeye çalışan ve siyaseten de tiranlaşmak için çaba gösteren başkanlardan uzak durmak gerekir.
Partilere evet, tiranlaşmaya çalışanlara hayır…
Yorumlar
İsim: mehmet balbal | Şehir: frankfurt | Tarih: 09.07.2010
Sayin bakanim yine temiz gönüllere hitap ettiniz. Allah sizden vede sizin gibi sadiklardan razi olsun. Allah sizlere güc kuvvet versin.İsim: osman baltacı | Şehir: istanbul | Tarih: 08.07.2010
hala bu memleketin insanları hocayı anlamayıp seviyesizce eleştirip iftira atabiliyorsa sözün bittiği yerdeyiz...İsim: ahmed | Şehir: istanbul | Tarih: 08.07.2010
mükkemmel bir yazı usta! ellerine sağlık. inşaallah ba'de harab al basra olmaz.