Bu milleti amerikan çuvalından kim kurtaracak

Bakın; Türkiye ABD’ye siz bize Kuzey Irak’tan acilen çekilin diyorsunuz ama siz bir milyona yakın Müslüman’ın öldüğü işgal ettiğiniz Iraktan kaç yıldır niye çekilmiyorsunuz?



Tarih: 12.05.2010 13:27:48
Okunma Sayısı: 1292

Ne demişler askeri zaferler, siyasal ve diplomatik zaferlerle desteklenmedikçe sonuç alınamaz. Filhakika esas siyasal derinlik, zeka, taktik ve stratejik planlar diplomasi alanında cereyan eder.

Kuzey Irak ve PKK operasyonları ile ilgili daha önce birkaç kez yazmıştım. Fakat ne yazık ki gelişmeler çoğu kez yazdıklarımızı doğruluyor.

Ne demiştik Türkiye Kuzey Irakta güvenlik kuşağı oluşturmadığı, Abd’nin Irak’ı, İsrail’in Filitin’i işgaline açıkça net bir şekilde karşı çıkmadığı sürece hem sınırlarını koruyamaz hem de Ortadoğu’da kan ve göz yaşı asla bitmez demiştik. Aynı zamanda PKK’nın esas hamisinin Özelde ABD ve İsrail, genelde ise AB ülkeleri olduğunu deklere etmiştik.

Şüphesiz Silahlı kuvvetlerimiz geçmişte, ara sıra övgüye layık bazı askeri operasyonlar gerçekleştirdiler. Ama bu harekatlar siyasal anlamda başarılı olmuş mudur. Sanıyorum evet diyemiyeceğim. Zira tesadüf dahi olsa ABD başkanları ve Savunma Bakanl arının her konuşmada, Türk ordusu derhal Kuzey Iraktan çıkmalıdır beyanatlarından, hemen sonra Ordumuzun apar topar Kuzey Irak’tan çekilmesi, dış basında ve diplomatik mahfillerde Türkiye’nin ABD’nin baskısı sonucu Kuzey Irak’tan çıkmak zorunda kaldığı, ya da Türk hükümetinin ancak ABD izin verdiği sürece Ortadoğu’da askeri ve siyasi manevralar yapabileceği izlenimini doğurmaktadır.

Aslında bu yorumların bazıları abartılı da sayılmaz. Neden çünkü Türkiye Cumhuriyeti hükümeti; sayın Abdullah Gül Dış İşleri bakanı iken Filistin’in ve hakeza Ortadoğu’nun tapuları hala bizim elimizde dediği halde, İran gibi, sömürgeci ABD’nin ve Siyonist İsrail’in işgal ettiği İslam topraklarından derhal çekilmelidir şeklindeki politikalarını seslendirmeye cesaret edemiyorsa o zaman hiçbir zaman Amerikan çuvalından kurtulma şansı yoktur.

Zira başarılı bir askeri harekat yaparsınız ancak siyasal ve diplomatik derinliğe, beceriye sahip olmadığınızda , yani bu askeri harekatı uluslar arası platformda siyasal ve diplomatik boyutuyla başarıya taşıyamadığınız zaman hemen Amerikan çuvalını kafanıza yersiniz. Başarınız gölgelenir, etkisiz kılınır, siyasal manevra yapabilme alanınız daralır, dünyada itibarınız zedelenir, yaptığınız başarılı askeri harekatı siyasal ve diplomatik kazanımlara tahvil edemediğiniz için yaptığınız masraf ve verdiğiniz şehitlerle kalırsınız.. Öyle olmadı mı?

Bakın; Türkiye ABD’ye siz bize Kuzey Irak’tan acilen çekilin diyorsunuz ama siz bir milyona yakın Müslüman’ın öldüğü işgal ettiğiniz Iraktan kaç yıldır niye çekilmiyorsunuz , şu andaki mevcut kukla Irak hükümetine siz utanmadan Irak’ın toprak bütünlüğünden bahsediyorsanız önce Abd’nin işgalci güçlerini topraklarınızdan kovun demediği sürece Ortadoğu’da etkin olamaz.

Ayrıca Türkiye ABD’ye biz sınırlarımızı savunduğumuz ve meşru askeri hedeflere karşı operasyon yaptığımız halde Kuzey Irak’tan acilen çıkın diyorsunuz. Peki siz neden İsrail’e sivilleri ve bebekleri katlettiği halde acilen Filistin topraklarından çıkın demiyorsunuz? diye soramıyorsa hiç kimseyi Türkiye’nin Ortadoğu’da ABD ve İsrail’in dümen suyunda politika yapmadığına inandıramazsınız.

Efendim sayın Başbakan kınıyor doğru. Ama İsrail’i istediğiniz kadar kınayın sanki İsrail’in çok umurunda. Efendiler kınamak İsrail için geline kına yakmak gibi bir şeydir. Bakın İsrail dış İleri bakanı Avigdor Liberman ne diyor “bizim kimseden ahlak dersi almamıza ihtiyacımız yok” diyor. Adam haklı. O tutarlı olarak muharref Tevratın ve Talmud’un gentilelere-kafirlere “bebeğinden, nefes alan her canlıya kadar onları bulduğunuz yerde katledin şeklindeki yasasını uyguluyor ve bu düzlemdeki Tanah-Talmud ahlak anlayışına bağlı olduğunu haykırıyor. Onun temel İnsan hakları, “Cenevre Savaş Sözleşmesi,” kınama, ayıplama umrunda mı?

Efendiler İsrail bu dilden anlmaz hatta böyle kınamaları filan da takmaz. Onun anladığı dil başkadır. O da İran gibi tüm İslam ülkelerinin İsrail’e açıkça onun anladığı dilde tavır almalarıdır.

Hemen şöyle denileceğini biliyorum efendim ama reel politik şartlar buna uygun değil. O zaman efendiler; reel politik koşuları uygun hale getirin. değiştirmek için çaba sarfedin. ABD,İsrail ve İngiltere şer cephesinin belirlediği, dayattığı Reel plitik koşullar Türk milletinin ebediyete kadar değişmez yazgısı mıdır?

Efendiler; Türkiye’yi borç batağından, milleti hiçbir alanda üretemeyen tüketim köleleri olmaktan kurtarın, milli kaynakları yabancılara peşkeş çekmeyin, Türk Ordusunun savunma ihtiyacını İran gibi yerel kaynaklardan karşılayın yani kendi silahınızı kendiniz üretin, hata nükleer silah kapasitesine ulaşın, Ordumuzu “Gladyoları ve Kont Gerillalar”ı örgütleyen, açıkça İslam’ı ve Müslümanları tehdit olarak gösteren NATO belasından kurtarın. Mili gelir dağılımında adaleti sağlayın, bu milletin tarihsel ve toplumsal değerlerine uygun bir eğitim yapın, ab kapılarında umutsuzca koşmaktan vazgeçin, tarıma, köylüye, çiftçiye, esnafa, memura önem verin finas kapitalin temsilcileri olan içimizdeki komprador uşaklara, önce mücahit sonra müteahhit olan sonradan görmelere bu milleti ezdirmeyin. Bak işte o zaman reel politik şartlar değişmeye başlar, uygun hale gelir ve işte o zaman Abd ve İsrail’e ayağınızı denk alın Türkiye olmadan asla bu topraklarda at oynatamazsınız diyebilirsiniz. Yoksa kınamaktan başka hiçbir şey yapamazsınız.

Bakın efendiler tarihsel ve siyasal derinliği olanları kandırabilirsiniz ama bizleri asla. Şunu bilin ki, ABD ve İsrail asla ve kat’a halkı Müslüman olan Türkiye’nin hatta Ortadoğu’daki Müslüman ülkelerin stratejik ortağı olamaz. Abd’nin Ortadoğu’daki tek startejik ortağı vardır o da İsrail’dir. Zira onlar aynı medeniyetin, aynı kültür ve tarihin çocukları. Yani Judea -Chritean bir anlam ve kavram çerçevelerinin oluşturduğu bir ruha sahipler. Abd’nin Ortadoğu’da Mısır, Suudi Arabistan ve Türkiye gibi ülkelerle işbirliği yapması sadece taktik bir hadisedir. O da İsrail’e karşı oluşacak muhtemel bir İslam birliğini engellemek, bölmek, bölgenin petrol ve enerji kaynaklarını sömürmek hatta gerekirse İran ve Irak savaşında olduğu gibi aralarında çatıştırmaktır, savaştırmaktır o kadar. Zaten Abd şimdiden İran ve Türkiye’yi savaştırabilmenin hesaplarını yapmıyor mu?

İnanın bu taktiği bizim Anadolu’daki çobanımız dahi anlamıştır. Ama maalesef içimizdeki ABD ve Siyonist İsrail lobileri millete rağmen Türkiye’nin iç ve dış politikasında son derece etkindirler. Bu millet bu kuşatmayı yarmadığı sürece ne yazık ki “Amerikan Çuvalı” kafamıza geçmek için her zaman hazır ve nazır olacaktır vesselam.

Yorumlar

   
İsim:
E-Mail:
Şehir:
Mesaj:
 
İsim: Hilmi | Şehir: | Tarih: 13.05.2010
Sn yazarı tebrik ederim. İşte bu ana fikirden hareketle siyasilerimiz akp ye haddini neden bildirmez, neden Numan bey bu değerli fikir adamlarımızla görüşmez. Anlamıyorum. Ülkemiz içerden ve dışardan ençok bu iktidar zamanında kuşatıldı ama müslümanlarda en çok bu zamanda uyutuluyor. Bunu SP dahi anlamış görünmüyor. Zeki Mürenvari muhalefet yapılıyor. akp ile SP nin taşra teşkilatlarında üstü örtülü birlikteliğini görmüyorsunuz.

12 Eylül'de yapılacak Anayasa değişiklik paketi referandumunda oyunuz ne olacak?
Evet
Hayır
Kararsızım
Oy kullanmayacağım