Farkındaysanız İsrail işgal ve katliamlara devam ederken diyalogculardan hiç ses seda çıkmıyor acaba neden? Şimdi kabaca bunun analizini ve kritiğini yapalım...
Bir milletin başına gelebilecek en büyük felaketlerden birisi de, hiç şüphesiz psiko-patolojik bir düzlemde değerlendirilebilecek nevrotik bir ruh halinin eşlik ettiği aşağılık duyusudur.
Neden böyle diyorum? Çünkü en az son iki yüzyıldır aydın sınıfına dahil edilen ama aslında diplomalı cahillerden başka herhangi bir sınıfa dahil edilemeyecek konumda olan yazar, sanatçı, edebiyatçı, politikacı ve İslam geleneğinden bihaber bir takım ilahiyatçılar, içinde bulundukları bu aşağılık kompleksinden dolayı bilerek yahut bilmeyerek figüran görevi yaptıkları projelerle Batı sömürgeciliğine ve toplumun en rezil bir şekilde çürümesine yardımcı olmuşlardır yada çanak tutmuşlardır.
Bir çok konunun yanı sıra “dinlerarası diyalog” ve “medeniyetler ittifakı” gibi misyonerlik ve emperyal amaçlı projelere angaje olan Müslüman kimlikli yazar, çizer, İlahiyatçı ve bazı kanaat önderlerinin içine düştükleri durum, hakikatte cehaleti, acziyeti, kimliksizliği, yetersizliği yer yer işbirlikçiliği içerisinde barındıran bir ruh halini yansıtmaktadır.
Neden? Batılılar kendi düşünce ve medeniyetlerine temel olan Homeros, Platon, Aristoteles’ten itibaren Helen uygarlığından başka tüm kültür ve medeniyetlerin barbar olduğunu söyler.Modern dönemlerde ise onların düşüncelerinden beslenen Volter, Gobineau, Hegel, Ernest Renan, G.Sorel, Alfred Rosenberg,Neitsche, Heidigger ve hakeza günümüz dünyasında Hantington’a kadar bir çok düşünür İslam’dan bir medeniyet çıkmayacağını açıkça itiraf ederler. Müslümanlar onlara göre tek kelime ile primitiv ( ilkel) arkaik ve barbardır. Kilise’ye göre hakeza İslam sapkın bir dindir, Hz. Muhammed haşa sahte peygamberdir ve bu dogma tüm Hıristiyan mezheplere göre asla değişmez.
Batının kültürel kodlarından birini oluşturan fundamentalist Yahudi anlayışını savunan Hahamlar Konseyinin de belirttiği gibi Müslümanların hanımları, çocukları hatta bebekleri bile katledilebilir zira onlar insandan bile sayılmazlar. Tanrının çocukları sadece İsrail oğullarıdır. Diğer milletler köle ve hizmetçi statüsündedir. Yani adamlar senin dinini din, medeniyetini de medeniyet kabul etmiyor. Hakikat bu iken ve diyalogda iki din ve medeniyet arasında olacağına göre, diyalog nasıl olacak? Yani ortada vahyi anlamda din ve medeniyet olarak kabul görmeyen İslam yokken diyalog kiminle yapılacak.
Müslüman kimlikli diyalogcunun düşünce ve ruh hali yaklaşık olarak şöyledir
İmdi durum böyle olduğuna göre halen “medeniyetler ittifakı, yok “dinlerarası diyalog” safsataları ile gâvurlara yağ çekmek, şirin gözükmek ve Papa’nın elini ayağını öptükten sonra diyalogcu savunmacı(apolojik) bir retorikle söze şöyle başlar: efendim aslında İslam’da cihad yoktur, İslam’da kadın alabildiğine özgürdür, o mutlaka çalışmak zorundadır. Gerçek laikliği İslam getirmiştir, Hz. Muhammed sevgi peygamberidir, onun cihad ve gaza ile bir alakası yoktur, yaptığı savaşlar konjoktüreldir. Dinin esası sadece ahlaktır herhangi bir hukuki yaptırımı yoktur. Ahlak ise kadim, ezeli ve ebedi ilkeler getirmez zaman ve mekâna göre değişebilir. Değerlerin rölativitesi (görecelilik, izafiyet)vardır. Bundan dolayı onaylamasak da homeseksüellik, lezbiyenlik, tarnseksüellik çoğulculuk adına hoş görülebilir. Dini bir endişeden yola çıkarak zina ve benzeri şeyleri cezalandırmak çağdaşlığa aykırıdır. İslam siyasete müdahele etmez, siyasetle uğraşan Müslümanlar İslam’ı gerçekte anlayamamışlardır. Siyaset Müslüman’ın, Türk’ün işi değildir. O sahada ABD ve İsrail lobilerinin yönlendirdiği dalkavuk ve kişiliksiz ağabeylerimiz yetkindir. Biz onlar ne derse onu yaparız.
Başörtüsü bir teferruattır, biz hepimiz Bizans’ın çocuklarıyız. Bunun için İstanbul İslam ve Türk kimlikli bir şehir değildir. O kültürlerin başkentidir. İstanbul’da Vatikan benzeri bir Ortodoks yapılanma bizi fazla rahatsız etmez. Biliyorsunuz biz dinsel çoğulculuğu savunuyoruz. İslam tek hak din değildir.
Esasında Hizbullah gibi örgütlerin İslam ve Müslümanlarla bir ilişkisi kurulamaz, İsrail gerçekte savunma hakkını kullanmaktadır, BİZ FİLİSTİNLİ ÇOCUKLARDAN ÇOK Yahudi çocukları için gözyaşı döküyoruz, Müslümanlar vatan ve namusları çiğnense bile silah kullanmamalıdır İslam barış dinidir. Hıristiyanlarla, Yahudiler ve Müslümanlar kardeştir, Kur’an’ın şiddetle Yahudileri ve Hıristiyanların ilahiyat anlayışlarını eleştirmesi, onların Müslümanlar, Hıristiyan yahut Yahudi oluncaya kadar kendilerinden razı olmayacağı şeklindeki ayetler tarihseldir. O günün sosyo-politik koşullarını yansıtır. Yani günümüzde geçerlilikleri yoktur. Çünkü günümüzün Hıristiyan ve Yahudileri İslam ve peygamberini severler onlar son derce insancıl, demokrat ve şefkatlidirler. Onların şefkatlerini ve insanlığını Bosna, Çeçenistan, Somali Afganistan, Irak, Filistin ve Lübnan’da yakinen gördük!
İçerimizdeki yobaz Müslümanların panzehiri biziz. Biz sizin gerçek müttefikiniz ve dostunuz. Bizim Batı’nın çürümüş ırkçı ve kuvveti içselleştiren medeniyetine karşı herhangi bir itirazımız olamaz, Türklükle Müslümanlık ayrı ayrı şeylerdir, Türkiye’de sadece Müslümanlar ve Türkler yoktur burası bir mozaiktir. Biz buranın gerçek sahipleri olduğumuzu artık iddia etmiyoruz. Bundan müsterih olun, Burası sizin de hararetle vurguladığınız gibi apostolik (havarisel) topraklardır. Gerçek Türkler daha çok seküler modern ve çağdaştır. Kendilerini var kılan gelenekle, tarihlerinden, fetih kültüründen artık ilintilerini kesmişlerdir. Bundan dolayı bizden korkmanıza gerek yoktur. Türkiye’yi İran ve Hizbullah benzeri bir yapılanmaya gitmekten ancak bizim İslam anlayışımız (ılımlı İslam yani Amerikancı İslam) kurtarabilir. Bize destek verin. Bizim İslam anlayışımız tamamen seküler ve millidir. Elin Arabı, Filistinlisi, Pakistan ve Endonezyalısı bizi ilgilendirmez. Biz daha çok Fransız, Amerikan, İngiliz, Alman ve Yahudi hayranıyız. Artık biz dedelerimiz gibi size gâvur da demiyoruz. Lütfen bizi anlayın vs.
İşte kelimenin tam manasıyla Kur’anı ve Onun peygamberini merkeze almayan Vatikan’ın misyonuna tabi olan diyalogcunun ruh hali ve içinde bulunduğu düşünsel zemin bundan başka bir şey değildir.
Bundan dolayı Kilise, emperyal odaklar ve onların içimizdeki temsilcilerinin realize ettiği diyalog platformlarından özellikle Müslümanlar adına hiçbir hayır çıkmaz vesselam.
Selam ve sevgiler
Yorumlar
İsim: oguzhan | Şehir: | Tarih: 08.05.2010
valla yazı yarama merhem oldu
ne güzelde acıklamıs hocam iste bu hersey ortadaİsim: ali osman | Şehir: | Tarih: 02.05.2010
murat öncelikle yazıyı bir bütün olarak ele alırsan zaten herşey anlaşılıyor bu gün bu cemaat okadar büyümüşkü eğitimi bir şemsiye olarak görüp her istediklerini yapabiliyorlar. bugün papanın elini öptükten sonra filistin için ağlamadıktan sonra kelimeyi şahadeti yarım getirdikten sonra mardinde diyalog platformunda gayri müslüm birerkekle müslüman bir kızı hoş görü adı altında evlendirdikten sonra o cümleyi direk söylese nolur söylemezse nolur.... ama nedense herkes menfaatı gereği o tarafı kayıyorİsim: selim | Şehir: | Tarih: 28.04.2010
yazar doğru yazmış. dialog yada qadı her neyse yapılacaksa kuran ve sünnete göre yapılmalı zira o dönemde de yahudi ve hristiyan lar vardıİsim: yayla77 | Şehir: | Tarih: 26.04.2010
malesef sayın lütfü hacanın yadıklarını bir kısmı söyleniyor yapılıyor
bir kısmı saklanıyor
söylenenler saklananların işaretcisidir
cemaatın genel sıtretejisi öyle oduduğu için değil
küresel egemenlere verilen tavizler ve layt duruş
hahraketi bu hale getiriyor
yoksa kuruluş ve tüşünce samimidir fakat samimiyet yekmemektedirİsim: Murat | Şehir: | Tarih: 26.04.2010
"Değerlerin rölativitesi (görecelilik, izafiyet)vardır. Bundan dolayı onaylamasak da homeseksüellik, lezbiyenlik, tarnseksüellik çoğulculuk adına hoş görülebilir.Dini bir endişeden yola çıkarak zina ve benzeri şeyleri cezalandırmak çağdaşlığa aykırıdır." hiç bir müslüman böyle düşünmez.Bende ehli kitapla diyalog yoluyla irtibatın olması taraftarıyım.Ama hiç bir zaman diyaloğu savunan bir müslümandan böyle şeyler duymadım.Bence önyargılı ve haddini aşan bir yazı.