Nihayet Rus ordusunun desteği ile Anadolu’da Müslüman Türk köylerini basarak katliam yapan, Ermeni Taşnak çetelerine destek veren Ermenilerin tehcir kararı çıktı, Yani her iki taraf içinde acı ve gözyaşları ile dolu o istenmedik 1915 olayları vuku buldu. Bu durumdan dolayı sevinen kimse var mı? yok. Yani tehcir sırasında özellikle Suriye yolunda soğuktan kadınların, çocukların, yaşlıların ölmesinden hangi Müslüman hangi insan zevk alabilir ki?
Bu mesele çözülecekse yani karşılıklı özür dilenecekse, helaleşilecekse elbette ki, bunu Ermenistan ve Türkiye yapacaktır. Zira eski trajediler ve savaşlar üzerinden politika yaparsak hiçbir ülke başka bir ülke ile siyasal, kültürel, ekonomik ve diplomatik ilişki kuramaz.
Ancak işe üçüncü ülkelerin, hem de tarihlerinde resmen onlarca soykırım yapmış emperyal ülkelerin müdahil olması şüphesiz iyi niyetle açıklanacak bir durum değildir. Bütün bunlar üç beş Ermeni oyu uğruna Türkiye’yi köşeye sıkıştırma taktikleridir. Mademki, tehcir olaylarını Ermeni tezine uygun olarak bu ülkeler soykırım(jenocide)olarak kabul ediyorlar o zaman Türkiye onların dilinden konuşmak zorundadır. Zira dış politikada mütekabiliyet esastır ve duygusallığa yer yoktur.
ÖYLEYSE NE YAPMAK LAZIM
Bence İstanbul’un en işlek caddesine yahut meydanına Batı Medeniyeti Ve Soykırım Anıtı dikilmeli, Zira Batı medeniyetini, bazı olumlu yönlerini paranteze alırsak en iyi anlatan kelime şüphesiz soykırım, işkence, cinayet ve sömürüdür
Öyle ki, insanlık tarihinde ta 1648 yılında başlayan din savaşlarından itibaren hiçbir medeniyet Batı medeniyeti kadar insan katletmemiştir. Bu katliamlara acımasız Romalılar, cani Moğollar ve Haçlılar yaptığı kitlesel yok etmeler dâhil değildir.
Örneğin sadece birinci ve ikinci dünya savaşında, Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombaları hariç ABD ve müttefiklerinin keza Almanların Rusların öldürdüğü insan sayısı neredeyse Tüm insanlığın başlangıcından günümüze değin savaşlarda öldürülen insan sayısından fazladır. Buna Batı’nın Mısır, Libya, Cezayir Tunus, Irak, Afganistan, Vietnam, Kongo, Somali, Etiyopya, Sudan ve Fas’ta ki katliamlar dâhil değildir. Birde işin içine Aztek, Maya, İnka ve Kızılderililerin keza Endülüs Müslümanlarının Batı medeniyeti tarafından nasıl korkunç ve kanlı bir şekilde ortadan kaldırıldığını düşünürsek işin vehameti kendiliğinden ortaya çıkar. Eğer insanlığın hafızasının bazı büyük trajedileri ve soykırımları unutmaması gerekiyorsa bu sadece Yahudi ve ermeni soykırım anıtları olmamalı.
İşte cesur bir belediye başkanı dünya kenti İstanbul’da tüm bu katledilen, yok edilen ulusların ve medeniyetlerin yazgısını, gözyaşını anlatacak bir soykırım anıtını görkemli bir şekilde İstanbul’a dikerek genelde batı Medeniyetinin özelde ABD’nin çirkin ve kanlı yüzünü tüm insanlığa ebediyyen hatırlatmalıdır.
İşte asıl şimdi argo tabirle hop ne oluyoruz, bir dakika One Minute demenin tam zamanıdır. Ancak bunun için cesur bir hükümet, ya da gözü pek, âlicenap, yürekli bir belediye başkanına ihtiyaç vardır. Yahut zengin duyarlı bir kompradora, olmazsa kampanya yapıp cemaatler dahi bu soykırım anıtının dikilmesi için öncülük edebilir. Ben belediye başkanı yahut zengin bir Müslüman olsaydım hiç gözümü kırpmadan neye mal olursa olsun tüm ezilen, sömürülen ve yok yere katledilen bu uluslar, özellikle İslam dünyasında yapılan soykırım gibi katliamlar için İstanbul’a bir soykırım anıtı dikerdim. Ey zengin Müslümanlar alın size para harcayacak ve hayır yapacak bir iş. Zira sizde biliyorsunuz ki, bu paraları, Dabbetül arza benzeyen ciplerinizi mezara götüremezsiniz. İnanın üç beş, bilemedin 20 Müslüman cipini satsa bu anıt dikilir. Ve tüm bir insanlık için büyük bir hayır yapılmış olur. Yaparsanız bende bir aylık maaşımı veririm. İşte size hodri meydan.