Kırılma noktası

Bu durumda ne Genelkurmayın ve ne de asker fetişizmi hissiyatında olan ulusalcı grupların tutunacakları dal kalmıyor.



Tarih: 01.03.2010 09:41:40
Okunma Sayısı: 317

Balyoz Güvenlik Harekât Planı'nıyla ilgili 1. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı'nın İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı'na gönderdiği bilirkişi raporunda söz konusu planın "Hükümeti devirip devlet idaresine el koymayı öngören bir plan olduğu" belirtiliyor.

Yani askeri savcılıktan Ergenekon ve Balyoz savcılarına tam yol…

Bu durumda ne Genelkurmayın ve ne de asker fetişizmi hissiyatında olan ulusalcı grupların tutunacakları dal kalmıyor.

Askeri Savcılığın “bu bir darbe planıdır” teşhisinden sonra Org. İlker Başbuğ’un camilerin bombalanması ve Egede Türk jetinin düşürülmesi (Oraj Hava Harekât Planı) konusunda yaptığı ve “böyle düşünenleri lanetliyorum” diye ‘racon kestiği’ açıklamayı nereye koyacağız?

Askeri Savcılıktan çıkan Balyoz neticesiyle, Org. Başbuğ’un tavrı ve açıklamaları birbirine meydan okuyor. Birinin arkasında hukuk diğerinin arkasında kurumsal hissi kaygılar var.

Hissiyatla ve imtiyaz himayeciliğiyle devlet aygıtları yönetilebilir mi?

Görev süresince bu derece kesif çelişki ve ‘yalanlamalar’la karşı karşıya kalan bir Genelkurmay Başkanı daha yok.

Artık kırılma noktasında olduğumuzu ve yaşanan ‘bilek güreşi’nde, bir bileğin ateşin üstüne düşeceğini herkes görüyor. Gerilimler ve infialler bundandır. Zira gerilimsiz değişim mümkün değildir.

Tutuklanan Org. Çetin Doğan’ın, hakkındaki tutuklama kararını duyunca “mücadele şimdi başlıyor” sözlerini de bu nazarlarla yorumlamak gerekiyor.

Gerilimlere gerilim katacak manevralara işaret fişeği mi çakılıyor? Pekâlâ, mümkündür bu. Formüle de uygundur.

Zira hala marjinal sağ ve marjinal sol terör yelpazesine sızanların ne yapacağı belli değildir. 2003’te marjinal yelpazelere sızan 800 kişi, bugün kaç kişidir ve ne haldedir bilinmez. Yeni Güngörenlerin ve suikastların yaşanmamasını temenni ediyoruz.

Org. Çetin Doğan’ın soruşturulması ve tutuklanması hadisesi, bana göre görevdeki bir orgeneralin tutuklanmasından çok daha önemlidir. Zira Çetin Doğan, otoriter ve militarist bir dönemin en önemli temsilcilerindendir. 28 Şubat ruhunun kadim müdafilerinden ve bu lanetli ruha 2003 yılında güçlendirici bir hayat iksiri içirmek isteyen adam.

Batı Harekât Konseptinin ve Batı Çalışma Grubunun mimarı. Dolayısıyla 28 Şubat 1997 habasetinden bu yana Genelkurmayda oluşan belirgin çizginin önemli bir mümessili.
Yaşanan her kırılmada, kırılanlarla birlikte bazı parçalar da yere dökülür ya. Bu kırılmanın meydana getirdiği hasarın delilleridir. Artık küçük ve anlamsız parçacıklar olmuşlardır bunlar. Tekrar fonksiyonel bir şekilde eski yerlerine raptedilmesi oldukça zordur.

Türkiye’de yaşanan kırılmada da bunlar yaşanacak. Bu kırılma en büyük etkisini TSK ve ulusalcı yelpaze içinde gösterecektir.

Kırılmanın TSK içindeki organik etkileri, TSK eksenli siyaset yelpazesinde ciddi depremler ve kimlik bunalımları oluşturacaktır.

28 Şubatın ve 27 Nisanın adli olarak soruşturulması gerçekleştiğinde ise; yeni sivil anayasanın inşası ve beklenen ve gerektiğinde referandum gören bir yargı reformuyla birlikte zannederim kırılma sürecini tamamlayacaktır.

Hiçbir ideolojinin adını anmadığı bir sivil anayasanın inşasından sonraki zemin, Yeni Türkiye Cumhuriyeti dönemidir.

Yorumlar

   
İsim:
E-Mail:
Şehir:
Mesaj:
 

12 Eylül'de yapılacak Anayasa değişiklik paketi referandumunda oyunuz ne olacak?
Evet
Hayır
Kararsızım
Oy kullanmayacağım