01:09
Kelkit Vadisi'nde şenlikler sürüyor Payas Belediyesi Meclis Üyesi Bestami Kılınç: Yayla sakini olmamız ve belediyedeki görevimizden dolayı güvenlik güçleriyle birbirimizi tanırız Oto yıkama dükkanına saldırı: 1 ölü, 2 ağır yaralı 150 çocuk erkekliğe ilk adımı attı Düzce'de kaza: 3'ü ağır, 10 yaralı Gümüşhane'de Kaza: 2 ölü 5 yaralı 2. FAI Avrupa Yamaçparaşüt Hedef Şampiyonası tamamlandı Referandum öncesi 'evet' toplantısı Başbakan Erdoğan BSK Metropark Hastanesi'nin açılışını yaptı Cübbeli Ahmet Hoca'dan ilginç açıklama Akdağ: Evren, Erzurum'u aforoz etmişti Mersin'de silahlı kavga: 3 yaralı Kılıçdaroğlu Kilis'te vatandaşlara seslendi Fenerbahçe'de Young Boys maçı hazırlıkları Önden giden atlı Adem Tatlı'nın sevenleri oğul Tatlı'nın sünnet töreninde buluştu 2.Anamur Muz Festivali'inde yerli muzun geleceği tartışıldı Bakanlıktan çok kritik GDO'lu ürün kararı Safranbolu'ya Resim Atölyesi Bakan Atalay: Dörtyol'da soruşturma derinleştirilerek sürüyor Kırşehir'de, Şeh Edebali Meydanı açıldı Yozgat'ta 3. Gurbetçiler Şöleni başladı Kremlin karşıtı gösteriye polis müdahale etti: 30'dan fazla göz altı var Trafik kazasında hayatını kaybeden anne ve üç çocuğu gözyaşlarıyla Kayseri'ye uğurlandı Hakkari'de BDP mitinginden sonra gerginlik Erdoğan'a Malatya'da tehdit! Sarıkaya'da mobese çalışmaları yeniden başlıyor Zonguldak'ta 4 katlı bina alev alev yandı Kuşadası Gençlikspor'da Hüsnü Uçar dönemi Neslinin tükendiği söylenen Akkuyruklu Kartal Bafa semalarında görüldü (DÜZELTME) MİT Müsteşarlığı'ndan Erzurum Valisi Öztürk'e ziyaret

İyi niyetli olmak!

İletişimde iyi niyet esastır. İyi niyetli olmak bir insanın esas özelliklerinden biridir aynı zamanda.



Tarih: 01.03.2010 10:46:05
Okunma Sayısı: 809

*Efendimiz'in dediği gibi "Hüsnü zan, ibadetin güzelliğindendir" Ayet-i Kerime'de de; "Onu işittiğiniz zaman, erkek kadın müminlerin, kendiliklerinden hüsnü zanda bulunup da: "Bu apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi? (Nur; 24-12)"*
İyi niyetli olmak

İletişimde iyi niyet esastır. İyi niyetli olmak bir insanın esas özelliklerinden biridir aynı zamanda.
İyi niyetli olan kişi karşısındaki kişi ne kadar kötü niyetli olsa dahi onu iyi niyete çekebilir. Örneğin birisi üzerinizdeki kazak hakkında yorum yaptı; "Ne kadar kötü bir renk, bu renk sana hiç yakışmamış!" O esnada bu eleştiri kazağın rengi üzerinedir. Şayet bu eleştiriyi üzerimize alınır ve "Bana zevksizsin, sen hiç bir şeyden anlamıyorsun...." dedi diyerek iletişime başlarsak bu kişiden nefret etmemiz, bu kişiyle kavga etmemiz kaçınılmaz olacaktır. Halbuki hakikaten kazak ile ilgili değil de bizimle ilgili bir art niyetli eleştiri olsa dahi dikkati kazağa çekerek iyi niyeti yakalamış oluruz. Şöyle ki; "Öyle mi, sence hangi renk olsa daha çok yakışırdı?" İşte bu kadar basit. Sakın bana "Ama o kişi art niyetli, beni ezmek, aşağılamak.... için söyledi bunu, adım gibi biliyorum...." demeyin. Diyorum ya, hakikaten sizi ezmek için dahi söylese o kişiyi iyi niyete çekmek bizim vazifemizdir iletişimde başarılı olmak istiyorsak.

İhtiyaçlar hiyerarşisi

İletişimde iyi niyeti ihtiyaçlar hiyerarşisi ile daha net anlatabilirim sanırım. Şekilde bir üçgen görüyorsunuz. Ben ihtiyaçlar hiyerarşisini beş bölüme değil de üç bölüme ayırıyorum. Bu üçgenin en üst bölümünde "Kişilik" var. Üçgenin en sivri yeri burası, en tehlikeli alanı yani. Orta bölümde "Sosyal çevre ihtiyaçları" mevcut. En alt bölümde ise temel ihtiyaçlar. Ortam ihtiyaçları nelerdir; "Yeme, içme, barınma..." gibi en temel ihtiyaçlardır. Birisi ile tanıştığımız zaman ilk etapta adını, soyadını, nereli olduğunu sorarız. Ne yemekten hoşlandığından, havadan, sudan bahsederiz. İlk defa tanıştığınız birisine siyasi veya dini görüşünden bahsederek giriş yapmamalısınız. Aksi halde cevabınızı alırsınız:)) Karşımızdaki kişi ile ilk tanışmanın ardından yavaş yavaş sosyal çevre sohbetlerine başlarız; "Hangi gazeteyi okuyorsunuz? Hangi derslere katılıyorsunuz? Hangi vakıf veya dernekte çalışıyorsunuz? Mezhebiniz nedir?...." ve derken en can alıcı noktaya gelir sıra; Kişilik... Samimi olduktan sonra artık kişiliğe dair sorular başlar. Ateş üzerinde dans edilmektedir artık. "Biraz sinirlisin sanırım, kıskanç bir yapıya sahip gibi de duruyorsun..." Evet tüm bunları niye anlattığıma geldi sıra... Karşınızdaki kişi size kişiliğinizle ilgili bir yaklaşımda bulundu ise ne yapacağız?!? Az evvel verdiğim örnek üzerinden devam edeyim; "Bu kazağın rengi güzel değil..." Kişi burada kazağın rengi ile ilgili değil de kendi kişiliği ile ilgili bir çıkarsama yaparsa kıyamet esas o zaman kopar. "Sen zevksizin tekisin, renklerden anlamıyorsun, hiç bir işe yaramıyorsun...." gibi olumsuz bir okuma yapan kişi, "Kazağın rengi güzel değil" diyen kişiye karşı saldırıya geçecektir. Halbuki bu cümleyi ortama çekmek gerekir, yani kazağın rengine. Konu ne olursa olsun bu şekilde en olumsuz cümleleri dahi ortama çekerek iletişimde iyi niyeti sağlamış oluruz. Aksi halde havadan nem kapmamak kaçınılmaz olacaktır.

Enayilikten bahsetmiyorum!

İyi niyetli olmak enayilik değildir! İyi niyetli olarak hiç bir şey kaybetmezsiniz, bilakis kötü niyetli düşünerek çooook şey kaybedersiniz. Öncelikle insanlara güveninizi kaybedersiniz. İnsanlığa güvenmeyen bir kişi bu dünyada huzuru yakalayamaz. İnsanlara güvenmek ve iyi niyeti korumak demek, yılan deliğine elimizi sokup ısırılmak anlamına gelmiyor. En art niyetli kişiyi dahi iyi niyetli olarak olumlu duruma sevkedebiliriz. Baktık ki sevkedemiyoruz, o zaman da şunu biliriz ki biz bu kişi ile farklı kanallardan iletişime geçmeliyiz. O halde ne yapıyoruz, bizi izlemeye devam ediyoruz, iletişimin diğer kurallarından yana :))

Erzurumda seminer vermek amaçlı bulunurken bir ablamız benimle şu yaşanmışlığını paylaştı sağolsun. Benim daha evvel verdiğim başka bir seminerde bu ablamız iyi niyetle ilgili anlatımlarıma şahit olmuş ve ilk etapta inanmamış buna. "Yok canım, benim adam art niyetlinin teki, hiç bir şey onu iyi niyete çekemez...." şeklinde düşünmekten kendisini alıkoyamıyormuş. Ama bu düşüncelerine rağmen iyi niyetli olmayı denemiş ve başarmış. Şöyle ki: Eşi ablamızın her hareketini eleştiriyormuş normalde ve onu her daim aşağılıyor, azarlıyormuş daha evvel. "Bu yemeği kötü yapmışsın, bu ev çok pis..." gibi. Ve derken ablamız ona şöyle söylemlerde bulunmaya başlamış; "Haklısın bey, sen daha iyilerine layıksın, ben sana yeterli gelemiyorum, Rabbim seni bu şekilde imtihan ediyor, dua et de benim için sana layık bir eş olabileyim..." Eşi bu söylemler üzerine; "Yok canım, o kadar da kötü değilsin, aslında şunu şunu... iyi yapıyorsun...." demeye başlamış. "Normalde bir önceki Erzurum seyahatinizde sizin yanınıza kaçamakla gelmiş iken, şu anda sizin yanınızda durmamı ve sizin yalnız kalmamanız adına bu gece size eşlik etmemi benden talep etti eşim" dedi bu ablamız:))) Ben daha ne isterim:)))

Haydi hodri meydan! İyi niyet yılanı bile deliğinden çıkarır diyorum:))) Ki örnekler o kadar çok ki kendime dair... Gelin sizler de örneklerinizi çoğaltın:))

Selâm ve dua ile... Bir sonraki iletişim serüvenimizde buluşmak umuduyla hoş kalın...

Yorumlar

   
İsim:
E-Mail:
Şehir:
Mesaj:
 
İsim: Tuba Üstün | Tarih: 11.03.2010
Efser Hanım iyi niyetli olmak istesekte şartlar bizizorluyor bence...

12 Eylül'de yapılacak Anayasa değişiklik paketi referandumunda oyunuz ne olacak?
Evet
Hayır
Kararsızım
Oy kullanmayacağım