Hatırlayınız 28 Şubat dönemini. Ortalık karıştırıldı, medya Türkiye’yi ayağa kaldırdı ve POSTMODERN DARBE tarihe yazıldı. Ülkemizdeki buna benzer gelişmeleri de incelerseniz, aynı sonuçlara varırsınız. 27 Mayıs, 12 Eylül, 12 Mart Yani hep hazırlanmış klasörler.
28 Şubat döneminin tam içinde parlamentoda bulunduğum bir zamanda milletvekili arkadaşlarımla birlikte, parti genel merkezinde yaptığımız bir toplantıda Muhterem Erbakan Hocamız bizlere yaşadığı bir olayı anlatmıştı.
Hatırladığım kadarı ile Başbakan Yardımcısı olduğu dönemde Recai Kutan Bey koltuğunun altında bir klasör getirerek kendisine teslim etmiş. Dosyayı Recai Kutan Bey’e de o zaman herhalde bir bakanın müsteşarı olan Vecdi Gönül vermiş. O’nun nereden aldığını bilmiyoruz.
Bu klasörde bulunan birçok dosyada bir planın parçaları var. Planda yapılması düşünülen şey, Türkiye’de bulunan kanaat önderleri, cemaat liderleri ve dini cemaatlerin temizlenmesidir. Plana göre operasyon başlamadan birkaç ay önce, Türkiye’de çeşitli gerekçeler oluşturan gelişmeler yaşatılacaktır. Basın yayın kuruluşları ile kamuoyunu etkilemek ve gündemi oldukça bu konu ile meşgul ederek kafaları karıştırmak, sonra da halkı bu cemaatlere düşman etmek ve bir yerlerden müdahale beklemelerini sağlamak, planın diğer kısmını oluşturuyor.
Bu dosyalarda hangi gazetenin hangi başlığı atacağı, hangi köşe yazarının hangi makaleyi yazacağı bile belirlenmiş. Gerisini siz düşünün. Sonra ortam hazır olunca düğmeye basılacak, operasyon başlayacak ve istenilen sonuç alınacaktır. Bitmedi! Devamında da aynı şekilde basının desteği, diğer birçok etkili kurumun desteği sağlanacak ve yine insanlar etkilenerek, bu operasyonun kamuoyu tarafından onaylanması sağlanacaktır.
Daha sonra bu klasörün bazı sebeplerden dolayı devreye sokulmasından vazgeçilmiş veya ertelenmiş.
Hatırlayınız 28 Şubat dönemini. Ortalık karıştırıldı, medya Türkiye’yi ayağa kaldırdı ve POSTMODERN DARBE tarihe yazıldı. Ülkemizdeki buna benzer gelişmeleri de incelerseniz, aynı sonuçlara varırsınız. 27 Mayıs, 12 Eylül, 12 Mart Yani hep hazırlanmış klasörler.
Bütün dünyada cereyan eden hadiselerin büyük kısmında olduğu gibi, ülkemizde de gelişen önemli olayların hiç biri tesadüfî değildir. Büyük ölçüde öncelerden planlanmış ve adı konmuş bir klasörün içindeki senaryosu yazılmış dosyalarının uygulamaya sokulmasından başka bir şey de değildir.
Bütün böyle gelişmeler de hep bu şekilde cereyan etmiştir. Milletin çoğunluğunun ise gelişmelerin altında yatan gerçeklerden haberi yoktur. Çünkü onlar bir şekilde basın yayın marifeti ile senaryoyu yazıp, uygulayanların istedikleri gibi, kendilerine gösterilenlere inanırlar. Bilinçli olmayan toplumlar, gördüklerine inanır ve ikna olurlar.
Bu oyunları planlayan dış güçler ve içerideki işbirlikçileri, iyi tanıdıkları milletin özelliklerine göre hareket planlar ve etkilerini sağlamlaştırırlar. Ayrıca planlarını öyle geliştirirler ki, kendileri aleyhine faaliyet gösteren kişi ve kurumları bile çeşitli oyunlarla aldatıp, etkileyip, işlerine yarar hale getirirler.
Gelişmeler sonuç itibarı ile işlerine yaradıktan sonra, toplumun kendi aleyhlerine konuşması, tepki göstermesi hatta hakaret etmesi hiç önemli değildir. Hatta istedikleri de bazen odur ve işlerine gelen bu gelişmelerden memnun olurlar.
Ülkemizde Amerikan düşmanı bir sürü sol örgüt Amerika tarafından kuruldu veya desteklendi. Sola düşman örgütlerin de birçoğunun kontrolü de aynı güçlerin elinde oldu. Sonra bu karşıt görüşlü örgütler birbirleri ile uğraşırlarken, hem ülkemizin zayıf kalması, parçalanması işlerine yaradı, hem de bu çatışmalardan büyük kazanç elde etti bu gizli dünya devletinin iğrenç şebekeleri.
Büyük planlarını yapan Beynelmilel Siyonizm’in etkisinin de olduğu birçok sebepten dolayı sona eren Osmanlı Devleti’nin yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin içinde de hep bu güç süfli emelleri için elinden geleni ardına koymadı. Bazen kendi kurduğu organizasyonlarla, bazen kurumları veya kişileri etkileyerek, bazen desteklediklerinden diyet isteyerek ve bazen de akla hayale gelmeyen tezgâhlarla istediklerini teslim alarak, olayları ve insanları emelleri uğruna kullanmışlar ve planlarını uygulamışlardır.
Ülkemizde çeşitli sebeplerle işbirliği yapanlar veya onlar bizi kullanmak için yardımcı olurken biz de onları kullanarak işimize bakalım diyenlerin planları ne yazık ki, onlarınki kadar başarılı olamamıştır.
Bu yüzden de çoğu zaman iyi plan yapan ve güçlü olan dış güçler kazanmıştır. Toplumumuz da hala bu konularda bilinçlenmemiş, hatta yazarçizer takımı da çoğu kez bu oyunlara gelmiştir.
Son gelişmelerden ümitli olanlar da var, endişe edenler de. Tabi her zaman bu dış güçlerin planları başarılı olamıyor kuşkusuz. Halk çoğu defa hak etmediği halde Yaratan hikmeti gereği bazen oyunları bozuyor. Bize de her defasında hatırlatıyor, uyarıyor, şefkat şamarı vuruyor, cezalandırıyor, ümit de veriyor, yol da gösteriyor ve akletmez misiniz diyerek imtihana tabi tutuyor.
Millet olarak hep hak ettiğimizi buluyoruz. İnsanlık ta öyle. İyi şeyler istiyorsak iyi olmak ve iyi yapmak zorundayız. İnsanlık tarihi bunu bize öğretiyor. Öyle ise bize, gösterilenlerle inanmak değil, gördüklerimize göre inanmak değil, gerçekleri anlamaya çalışarak, doğru olana inanmak ve gereğini yapmak düşer.
Yöneticilerimizin de yönetilenlerin de basiretli olmalarını temenni ediyorum ve hayırlı gelişmeler için Yaratanımıza dua ediyorum.
Herkes aklını başına almalı, sorumluluk almalı, doğru yolda olanlar doğru plan yapmalı, mücadeleden asla vazgeçmemeli, fedakârlık yapmalı, doğru hedefe kilitlenmeli ve gereğini yapmalıdır. Ama önce gerçekleri iyi öğrenmeli ve kavramalıdır.
Haydi siz de görüşlerinizi belirtin,müzakere edelim.
Yorumlar
İsim: Ahmet Suat | Tarih: 07.06.2010
Asıl darbe Erbakan hükümetine yapılmıştır.Ergenekon bu ülkenin imanlı insanlarını hedef almaktadır.Duyarlılığınızdan dolayı teşekkürler.İsim: Salih | Tarih: 03.03.2010
Cümle işler halıkındır kul eliyle işlenir diye bir söz var.Hep komplo teorisi ve karamsar senaryo yazmayalım.Belki de cezamız doluyor ya da yüz yıllık duamız kabul oluyor.İnşallah ümmeti güzel günler bekliyor.Hep fiziksel değil biraz da ilahi düşünelim.İsim: Bilal | Tarih: 25.02.2010
Değerli yazarımız Hasan Öz hocama katılmakla birlikte şuanki mücadelenin gerçekte emperyalizme hizmet ettiğini ve her halukarda bu ülkenin zayıfladığını düşünüyorum. Burada kazanan taraf emperyalistlerdir. Şuan yerleşik düzeni idare edenler ne olursa olsun kazanıyor. Çünkü bu ülkede gerçekten ekonomiden veya başka sıkıntılardan çok daha büyük bir felaket olan Ahlaki ve sosyal çöküntü var. Bu felaketi halkımıza unutturmanın adıdır bence bu.İsim: idris | Tarih: 25.02.2010
ikinci husus bu dış güçler eskiden kurumları(asker,akademisyenler, hukukçular)kullanarak bizi oyuna getiriyolardı şimdi de sanki tek bir grup kullanılarak oyun oynanıyo. gözümüzü dört açmamız gerek.gördüklerimizin arkasındaki gerçekleri araştımalıyız ve sorgulamalıyız.İsim: İDRİS | Tarih: 25.02.2010
bana göre şu anda iki güç çatışıyor. biri ergenekoncular diğeri x tarafı. biz şu anda geçmişteki bize yaşattıklarından dolayı ergenekoncu diye tanımlanan kişilerin dövülmesine seviniyoruz. ancak ne malum onları döven güç yarın bizi dövmeyeceği. çünkü biz bu iki tarafın içinde değiliz.İsim: MÜCAHİD | Tarih: 25.02.2010
BU GECE BOL DUA EDELİM BİTSİN BU ERGENEKON VE BALYOZ.ALLAH MİLLETİMİZE YOL AÇSIN YARDIM ETSİN.ÜMMETİN SELAMETE ÇIKMASI İÇİN DUALAR EDELİM.GECENİZ MÜBAREK OLSUN.KAZANAN MİLLET VE ÜMMET OLSUN İNŞALLAHİsim: Mahmut | Tarih: 25.02.2010
Millet bekliyor.ne olacaksa olsun.artık millet kazansınİsim: Hüseyin Avni | Tarih: 25.02.2010
YAZIN YAZIN İYİ GİDİYOR/BİZ İŞİN İÇİNDEN ÇIKAMADIK/BİR ŞEYLER BİLENLER YAZSIN DA ANLAMAYA ÇALIŞALIM/KONUYU MÜZAKEREYE AÇAN SAYIN HASAN ÖZE DE YORUM YAZANLARADA TEŞEKKÜR EDERİM/İsim: Hüseyin Aydınoğlu | Tarih: 25.02.2010
Bu mücadelede hükümet ve gülen hareketinin emniyet ve burokratları bir tarafta, ulusalcılar,ergenekoncular ve solcular bir tarafta.Müthiş bir hakimiyet mücadelesi ve tasfiye çabası var.Derin devlet şaşkınlık içinde.Eğer hakimiyeti kaybederse bu süreç hayırlı bitebilir.Yoksa Allah korusun yeni felaketler kapıda demektir.İsim: Cemal Beyoğlu | Tarih: 25.02.2010
50 yıldır aynı oyunlar oynanıyor ama bu sefer işler karışık galiba.Gelişmelerde dış güçlerin ve derin devletin parmağı var ama bunlara karşı olanlar da mücadele içinde.Bence büyük mücadele var ve hızlı gelişti.Müesses nizam köşeye sıkıştı.Ama henüz gücünü tam kaybetmiş değil.Süreç tamamlanırsa önümüz açık demektir.Yoksa yönetim tekrar zaafa uğrar ve adı ne olursa olsun darbe sıkıntısı yaşanır.Allah yardımcımız olsun.Dua edelimİsim: hayati | Tarih: 24.02.2010
Türkiyede yabancı ülkelerin kıyamet gibi ajanları kol geziyor.Ülkemizin insanlarından da çok rahat adam satın alıyorlar.Herkesi dinliyorlar.Şantaj, rüşvet,mafya,rantiye,dış güçler ne arasan var.kimin eli kimin cebinde belli değil.Milleti düşünen yok.Düşünene de geçit vermiyorlar.Millet de kanıyor.Yeter artık kendimize gelelim.Bizimle oyuncak gibi oynuyorlar.Yine olan millete oluyor.Aklımızı başııza almayacakmıyızİsim: Abdulhak | Tarih: 24.02.2010
Gelişmeler objektif olarak değerlendirilecek olursa, bu planları yaptıranlar ile bunu ifşa edenle aynı eller olduğu anlaşılır. Türkiye'nin şeffaflaşması kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Ancak yapılanlar sadece gariban vatandaşı tatmin
etmek için, oh iyi oluyor dedirtmek için girişilen yüzeysel işlerdir.İsim: Murat | Tarih: 24.02.2010
Yok abicim yok, aynı senaryonun yeni versiyonu.ABD planları sürüyor.Senelerdir yapılan hukuk dışı işler bilindiği halde şimdi ortaya çıkarıldı ve hükümet de kullanıldı.Gelişmeler hükümetin boyunu aşıyor.Bir gün gelecek bu hükümeti de çöpe atacaklar.Onların da yaptığı yanlışlar yanlarında kalacak.İsim: Mehmet Ali | Tarih: 24.02.2010
Bu yazı bize ufuk açsın ve birlikte müzakere edelim.Ne dersiniz? Mesela ben başlatayım.Tespitler çok güzel.Şimdi bu tespitler arasından biz Blyoz ve Ergenekon olayında işi dış güçlerin planlarının başlarına döndüğünü anlayabilir miyiz? Ya da bu iş tamamen içerdeki müspet gelişme midir?