CHP, değişen dünya düzenine uyum sağlamaya mı çalışıyor? Yoksa kuruluşundan bu yana temellerinde eksik olan halk unsurunu kısmen de olsa elde etmeye mi çalışıyor? Ya da sadece din eksiğini mi ikmal etmeye çalışıyor?
Her üç sorunun cevabı da CHP için oldukça zor. Verilecek muhtemel bir ‘evet’ cevabı CHP çizgisini temellerinden sarsar. Onu ideolojisinden kopartır ve kimlik bunalımına sürükler.
Peki, bu sorulara ‘hayır’ cevabını verirsek manzara ne oluyor? CHP’nin kronik bir ebedi muhalefet olarak kalacağı mı? Öyle görünüyor.
Değişen dünya ve 21. asrın yönlendirdiği rüzgârlar içinde CHP hassasiyetleri oldukça arkaik bir taassup ihtiva ediyor. İstemeseler de bunun farkındalar.
CIA’in eski Ortadoğu masası şefi Graham Fuller’in dediği gibi Marks, Gandhi, Lenin, Mussolini ve Hitler gibi tarihte büyük yankılar bırakmış simalar öldü. Fikirleri de bir müddet sonra bu cesetleri takip edip toprağın yolunu tuttu.
Atatürk de öldü. Üstelik ‘sistematik’ bir Kemalizm ideolojisi kurduğunun da belki farkında değildi. Onun üzerine totaliter bir izm inşa edenler, yedikleri herzelerle ürettikleri bu düşünce tarzının 1950’de toprağa gömüldüğünü gördüler. Ama her seferinde bu mevtayı mezardan çıkarıp tekrar halkın karşısına diktiler. Dikilen hayalet hiç ayakta duramadı. Sağından solundan birileri tutarak ayakta durduğu imajını vermeye çalışıyordu. Ayakta durmakta birilerinin yardımıyla da olsa zorlanan bu heyula, milletin sadece dikkatini çekti ama hiçbir zaman teveccühünü celbetmedi.
Ayakta duramadı. Sadece ayakta durdurulmaya çalışılan bir hayalet olarak kaldı. Yere yığıldıkça kaldırdılar, yığıldıkça kaldırdılar
21.asır ise ideoloji mezarlığının belki çıkarlar kaygısıyla kalın bir beton attı.
Yine Fuller’ın dediği gibi bütün bu büyük adamlar ve fikirleri öldüğü halde dinler, asırlar sonra bile mesajlarını vermeye ve kalpleri ihtizaza getirmeye devam ediyor. Kuşkusuz devam da edecekler. Zira dinlerin çağlara uyum sorunu ve kaygısı olmaz.
Böyle olsa bile üzerine atılan bu kalın beton bir Yaşar Nuri hamlesiyle, bir yapay çarşaf hamlesiyle veya bir Cübbeli Ahmet Hoca manevrasıyla aşılabilir mi? Bu kadar basit mi? Milletin zekâsına hakaret değil mi?
Bu arada Yaşar Nuri ile Cübbeli Hocayı da mukayese etmiyorum yanlış anlaşılmasın. Cübbeli Hoca’nın samimiyetinden kuşkum yok. Sui jeneris olup ‘beni böyle kabul edin’ kabilinden bir dimağ. Ama keşke Habertürk’e malzeme olmasaydı. Keşke ‘programın hızlı akışının verdiği’ bir irtical ile dahi diğer İslami yelpazeleri rencide edecek tavırlar içine düşmeseydi.
Sadede gelelim.
CHP lideri Baykal’ın Cübbeli Hoca’ya yakınlık manasını taşıyabilecek girişimleri velev ki samimi kabul edilse bile, bu görünüm mütedeyyin kitleyi CHP lehine dönüştürür mü?
CHP, kendi asli madenindeki din eksikliğini bu tür lokal ve şaibeli girişimlerle izale edebilir mi?
Hayır dediğinizi duyar gibiyim.
CHP’ye ‘hayat veren’ ideoloji ile milletin arasındaki ‘zincirler’ yıllar önce koptu. CHP için istikbal, zincirlerinden kurtulmakta mı?
Öyle görünüyor. Paslanmış zincirler yerine modern görünümlü ve sempatik bağlar gerek. Zira bağsız insan olmaz.
Kısacası insanlık tarihi, insanların kendine biçtiği bağların tarihidir. Özgürce veya dayatmayla seçilen ve vicdanlarda yaşanan.
GEÇEN HAFTAKİ YAZIYA DERKENAR:
Muhterem okuyucular,
Geçen haftaki yazımda 28 Şubatta Refah Partisinin ‘çekilmesi’ ibaresi sizlerce oldukça tartışılmışa benziyor. Bu ibareyi sehven değil kendimce net bir teşhis olarak ifade ettim. Katılmayabilirsiniz tabii ki. Ama okuduğum yorumlarda sebeplerden sonuca giden yaklaşımların hâkim olduğunu gördüm. Bense sonuçtan sebebe giden bir teşhisi ifade etmiştim. Zira her şeyden önce bir psikolojik üstünlük süreciydi bu.
Şimdilerde hala devam ettiği gibi.
Bu konuyu hem birkaç generalle hasbihal etmem (o zamanlar C.Savcısı olarak görevdeydim), hem de Refah-Fazilet-Saadet Partisinin bazı simalarıyla olan müzakerelerim çerçevesinde ayrıca Milli Güvenlik Kuruluna kadar uzanan bazı istihbari bilgiler çerçevesinde bildiğimi ifade etmeliyim. Bu istihbari bilgileri sizlerin fikirlerine yönelik bir amaçla paylaşabilmem mümkün değil. İstihbari bilgilerin ispatı umumiyetle mümkün olmaz. Bu itibarla kişiyi mesul kılar.
Varın sizler o şekilde düşününüz. Eyvallah.
Amacımın bugünkü AKP’nin 28 Şubat zemini üzerinde yeşerdiğini ve psikolojik bir manevrayla Refah Partisinin mevzisini kullandığını ifade etmek olduğu malumlarınızdır. Bunu biliyorsunuz.
Benim hiçbir siyasal partiyle bağlantımın olmadığını bilmenizi isterim. Bugüne kadar herhangi bir siyasal parti tarafından gelen hiçbir konferans davetine bile icabet etmemişimdir. Hepsi de anlayışla karşılamışlardır.
Hal böyle olunca bir kısım teşhislerimiz, elbette ki siz değerli okuyuculara isabetsiz, yanlış veya ters gelebilir. Pek çok AKP’linin beni vicdansızlıkla-şahinlikle itham etmesi gibi.
Olaylara kuvvetli bir sübjektif hissiyatla içeriden bakışla, nötr bir dış bakış arasında elbette ki tenkidler yükselir.
Yazılar alkışlanmak için değil, okunmak içindir.
Allah alkışlanmak için yazmak, söylemek ve en önemlisi yaşamaktan beni korusun.
Sizleri de
Hürmet ve muhabbetlerimle
Yorumlar
İsim: Hasan | Şehir: | Tarih: 08.02.2010
Sevgili Yazarımıza teşekkür ederiz. Doğru bildiği yolda ilerlemesi güzel.Fikirlerinin tamamının herkes tarafından kabul edilmesi beklenemez elbette.Kabul edilenler olur edilmeyenler olur. Durumu derkenar bölümünde çok nazik bir şekilde izah etmiş.Okuyucuların yorumlarına ilgi göstermesi ve incelikle değerlendirmesi çok güzel bir davranış.Kendisine teşekkür ederiz. Yazılarından her zaman istifade edeceğiz elbette.Herkes kendine faydalı olanı almalıdır.Ajans 5 de buna güzel fırsat sunuyor.Okuyucu da ilgili.