Dünyadaki rollerin haddi hesabı yok. Annelik, babalık, eşlik, evlatlık, arkadaşlık, halalık, teyzelik, dedelik, psikologluk, terzilik, ressamlık... Tüm bu rolleri en iyi şekilde oynamak elbette ki çok ama çok güzel. Lakin püf noktası bu rollere kaptırmamak kendimizi. Rollerimiz bizi gerçek amaca götürmek için birer vasıta iken bu rollere kapılmak bizi hedeften saptırır!
Nedir ana hedef?
Biz bu dünyaya Rabbimize kulluk etmek için geldik, Elest Bezmi'nde verdiğimiz sözü yerine getirmek için geldik... Bu sözü yerine getirmek için de bazı senaryolarda rol almamız icap etti... biz bu senaryoları gerçek sandık! Rollere kaptırdık kimi zaman kendimizi!
Gözlerdeki perde
Her şey âşikâr, her şey ortada... Rabbim tek ve bizler de O'nun kuluyuz, O'na kulluk için yaratıldık... Kalbimizde, gözümüzde perde var ki göremiyoruz, yoksa bu kadar net bir durumu kişi nasıl olur da fark etmez, edemez?! Bu perdenin kalkması için Yâ Hâdî! Gözümüzün, gönlümüzün açılması için Yâ Hâdî! Aklıma Hz. Musa (a.s.)'ın şu kıssası geldi; Rabbimiz O'na "Ey Musa, ümmetine söyle bana şükredenlerden olsunlar" Hz. Musa (a.s.) "Rabbim, şükretmek bile Sen'den iken biz Sen'i nasıl şükrederiz" Rabbimiz de, "Bunu bilmen ve söylemen bile şükürdür" buyurdu. Hidâyeti istemek bile O'ndan... Rabbim hidayette olanların aşkına hidayette olmayanlara hidayet nasip eyle, kalplerindeki mührü kaldır... Sen cömertsin Yâ Kerîm, Sen Merhametlisin Yâ Rahmân...
Gözleri dönmüş insanlar...
Benim oğlum, benim arabam, benim güzelliğim... Kişinin kendisini rollere kaptırmasından da öte bir şey bu! Haşa Rablik ilanı bu! Emânetleri sahiplenmek, bizimmiş gibi davranmak ve söylemek... Her şey ama her şey emanet, biz bizim değiliz ki diğerleri bizim olsun!
Hakikâten düşünüyorsanız!
Bir kişi evladını, eşini, dostunu... hakikâten düşünüyorsa şayet; O'nun ahiretini kurtarması için mücadele eder. Ahiret elbette bu dünyanın bir tarla misali kullanılmasıyla kazanılır. Bu dünyadaki başarımız bizim başarı veya başarısızlığımızı belirleyecek... Çok canımı sıkan durumlardan biri de şudur; Bir anne "Oğlum \ kızım hiç ama hiç ders çalışmıyor, ben her şeyimi ona adadım ama o hiç bir şey yapmıyor..." Aman Allah'ım! Derdimiz bu ve benzeri durumlar oldu! "Çocuğumun ahlakı nasıl daha iyi olur?", "Çocuğumun manevi kavramlarla hem hal olmasını nasıl sağlarım?", "Rabbimi daha fazla nasıl sevebilirim?"... Bana bunlarla gelin:)
Elbette okul başarısı önemlidir ama hayatın merkezi değildir! Anneler, babalar biliyorum ki otur - kalk evladına "Ders çalış, daha başarılı ol..." diyor! Of, of... Annelik, babalık bu mudur?!
Evlatlar emanettir!
Kimimize Rabbim annelik - babalık rolünü verdi. Anne - baba olduk ve amaç bir başka ruh arkadaşımıza rehberlik etmek! Görev belli, hedef belli vizyon belli... Hedefi saptırmak niye?! Bu evlat bana değil Rabbe kulluk etmek için yaratıldı, tıpkı benim de yaratıldığım gibi... Benim görevim "Evladım" adı altında ki ruh arkadaşıma cüz-i tecrübemle yol göstermek, onun olgunlaşmasında rol oynamak...
"Ruh arkadaşım Ahmet Hâlit"
Oğlum Ahmet dünyaya geldiği andan itibaren O'na yaklaşımım "Ruh arkadaşlığı" şeklinde oldu. Elbette sıkıntılara tahammül etmek adına Rabbimizin vermiş olduğu "Annelik" rolünün artılarını yani merhamet ve şevkati de kullandım:) Eee kolay mı uykusuz kalıyorsunuz, pek çok faaliyetinizden mahrum oluyorsunuz... evladınız dünyaya geldiği andan itibaren:) Yanıma verilmiş bir çömez gibi gördüm ve hala da öyle görüyorum:) Ben bir işyerinde ustayım ve Rabbim de çırak olarak bana Ahmet'i gönderdi:) Benim görevim Ahmet'e bu dünyayı nasıl en iyi kullanacağını ve böylece Rabbe en iyi şekilde nasıl gideceğini Rabbimin bana bahşettiğince öğretmek. O'nun tam bir motivasyon ve güdülenme ile Rabbe hazır hale gelmesi... Bunu da en iyi hâl ilmiyle yapıyorsunuz... Kelimeler kifayetsiz kalıyor çünkü çoğu zaman... Çocuklarımız bizim aynadaki yansımamız... Biz nasıl bir rehber isek onlar da öyle, Varmaları Gereken Sevgili'ye ulaşıyor:) yahut ulaşamıyor:(
...ve perde kapanır...
"Yıktık perdeyi eyledik viran, varayım haber vereyim Sahibine heman. Her ne kadar sürç-i lisan ettiysek affola..." diyerek dünya perdesini kapatacağız.
İlham aldığım ve yararlandığım Kaynak
Muminun Suresi'nden bazı ayetler
101- Böylece Sur'a üfürüldüğü zaman artık o gün aralarında soylar (veya soybağları) yoktur ve (üstünlük unsuru olarak soyluluğu veya birbirlerine durumlarını) soruşturmazlar da.
109- "Çünkü gerçekten Benim kullarımdan bir grup: “Rabbimiz, iman ettik, Sen artık bizi bağışla ve bize merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın, derlerdi de,"
110- "Siz onları alay konusu edinmiştiniz; öyle ki, size Benim zikrimi unutturdular ve siz onlara gülüp duruyordunuz
111- "Bugün Ben, gerçekten onların sabretmelerinin karşılığını verdim. Şüphesiz onlar, 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenlerdir."
112- Dedi ki: "Yıl sayısı olarak yeryüzünde ne kadar kaldınız?"
113- Dediler ki: "Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldık, sayanlara sor."
114- Dedi ki: "Yalnızca az (bir zaman) kaldınız, gerçekten bir bilseydiniz,"
115- "Bizim, sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve gerçekten Bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız?"
116- Hak melik olan Allah pek Yücedir, O'ndan başka İlah yoktur; Kerim olan Arş'ın Rabbidir.
Yorumlar
İsim: sevda türk | Şehir: | Tarih: 22.01.2010
selim bey bu yazıyı emin olun defalarca okudum tefsir veya tevil midir diye sizin sözünüze binaen ama uzaktan yakından tefsir veya tevil ile alakası yok. bu yazıyı yazmasında esinlendiği ayetleri bizlerle paylaşmış efser hanım. faydasız ilimden Allah a sığınırım diyor Efendimiz. Yaşamadığımız, yaşatamadığımız ilimden O na sığınırız. Kaldı ki Efser Hanımın bilgi birikimini nereden bilebiliriz ki arapça bilip bilmediğini... siz tanıyorsunuz sanırım Efser Hanımı? Kimin hangi birikime sahip olduğunu ben bilememİsim: dilek | Şehir: | Tarih: 21.01.2010
bılgılerınız ve tecrubelerınızle sızden ogrenecek cok seyımız var .sevgıler,saygılar...İsim: Selim Selim | Şehir: | Tarih: 20.01.2010
Yazdiklarimi carpitmayin Sevda hanim. Tabi ki meal okunur vs. Fakat tevil yapmak herkesin haddine degil. Mesela o sayfada yazan Mustafa hocaya sorun, buna ne derler diye.İsim: sevda türk | Şehir: | Tarih: 20.01.2010
hocam elinize gönlünüze sağlık. bir arkadaş tefsir demiş ama burada ben sadece meal gördüm, bir müslüman kuranı okumakla kalmayıp hayatına geçirmeli aksi halde bilse bile ne işe yarar. insanları bir türlü anlayamıyorum. kuranı anlamak ve yaşamak için illa arapça mı bilmek gerekiyor! bir psikolog kuranı okumamallı üzerinde düşünmemeli ve yaşantısına geçirmemeli mi:))) hakikaten çok traji komik buluyorum bazı düşünceleri:)gönlünüze sağlık hocam, bizim sizin gibi düşünen ve düşündüren insanlara ihtiyacımız varİsim: Elif Hüma ÖRNEK | Şehir: | Tarih: 18.01.2010
Ablacım yüreğine ve kalemine sağlık,rabbim bizi senden ve güzel yazıalrından ayrımasın,dua ile inş..İsim: gülsüm şen | Şehir: | Tarih: 18.01.2010
hocam haikatn çok hoşsunuz:))) ben olaya hiç bu açıdan bakmamıştım ve bugüne dek rolüme fazla kaptırmışım sanırım:((( teşekkürler....