Güzel insanlar vardır, ömürlerini hizmet ile değerlendirir, hayatlarını tohumlar ekerek ve fidanlar dikerek adeta cennet bahçesi haline getirirler. Prof. Dr. İbrahim Canan da böyle hayırla anılası kimseler kervanına katılanlardan oldu.
Güzel insanlar vardır, ömürlerini hizmet ile değerlendirir, hayatlarını tohumlar ekerek ve fidanlar dikerek adeta cennet bahçesi haline getirirler. Prof. Dr. İbrahim Canan da böyle hayırla anılası kimseler kervanına katılanlardan oldu.
Bir trafik kazasında hayatını kaybeden Prof. Dr. İbrahim Canan, 69 yaşında. Bir konferanstan çıkmış ve programı bir başka konferansa yetişmek. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyeliği yapmış olan bu değerli ilim insanının makaleleri fakülte dergilerinin yanı sıra birçok dergide de yayımlanıyordu. Canan, “Rasulullah’a Göre Okul ve Ailede Çocuk Terbiyesi” adlı eseriyle 1979′da Türkiye Milli Kültür Vakfı Ödülü’nü almıştı. Akademik kariyerini hadis hocası olarak tamamlayan Prof. Dr. Canan, İlahiyat fakültelerinde öğrencilere yıllarca hadis okutmuş, sünneti öğretmiş önemli bir ilim adamıydı.
Prof. Dr. Canan’ın en önemli eserleri arasında hadis ilminin en temel kaynağı kabul edilen “Kütüb-ü Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi” bulunuyor. Hadis ilminin en temel kaynağı kabul edilen “Kütüb-ü Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi” ni dilimize kazandıran ve okuyucunun bundan istifadesini kolaylaştıran İbrahim Canan Hoca bu sahada yazdığı birbirinden kıymetli eserlerle Türk okurunun yakından tanıdığı bir isim. Rahmetli Canan hoca bir ilim ve fazilet ehliydi. Nur talebesiydi ve talebeliğinde Bediüzzaman Said Nursi hazretlerini görmüş bir zattı.
İki yıl önce üniversiteden emekli olan Canan’ın, hadis külliyatına günün problemlerine çözümler bulma penceresinden bakabilen ve Hz. Muhammed’in sözlerini günümüze taşıyan değerli bir bilim adamı, ayrıca, insan olarak da bir ömür boyunca öğrencilerine anlattıklarını kendi de yaşayan, kendisiyle ve çevresiyle barışık örnek bir insan olduğuna en yakınları şahitlik ediyorlar. Canan’ın hadisle ilgili ilim dünyasında ciddi araştırmalar yaptığını, araştırmalarını kendi hayatında da yaşayabilen bir kişi olduğunu, etrafındaki herkes tarafından güler yüzle tanındığını, çalışmaktan hiç bıkmadığını, çevreye duyarlı çok değerli bir bilim insanı olduğunu ilave ediyorlar.
O tohumlar ekti, fidanlar dikti ve hayırla anılanlar kervanına eklenerek gitti. Öyle bir eser ve emanet bıraktı ki, okuyanların yüreklerinde devrimler oluşturacaklar sınıfından bir eser. Yüce nebinin bırakmış olduğu sünnet emanetini belki de en iyi bir şekilde anlamamıza vesile olacak bir eser. “Kütüb-ü Sitte”.
Bu kıymetli eser kitaplıklarımızın başköşelerinden birini hak ediyor. Ne okuyalım diyenlere ilk sıralarda önerilebilecek kadar kapsamlı ve anlaşılır. Ayrıca şu kafaları karıştıran ve kimi hocaların olur, kimi hocaların olmaz dediği neredeyse tüm soruların cevaplarını içinde barındıran bir eser. Okundukça, iman kazandıran, anlayış kazandıran, bilgi kazandıran ve huzur kazandıran, imandan cihada bilmediğimiz nice hadisleri ve izahlarını öğrenebileceğimiz, bireysel ve toplumsal dirilişe vesile olabilecek bir eser. Öğrencisinden hocasına herkes istifade edebilir ve etmelidir.
Hepimizin eline en azından bir tohum ekme ve bir fidan dikme fırsatını verir yaratan. En azından ömrümüz boyunca bunu yapıyor olabilmeliyiz. Bizzat tohumlar ekip fidanlar dikemiyorsak, bari ekilen tohumları sulayalım ve dikilen fidanları koruyalım. Yâda tersinden mi söylemeliydim, belki daha iyi etki eder: bir tohum ekme, bir fidan dikme!