1 Nisan 2017 Cumartesi

Derdi İslam olmayanın referandumu serap olur


İsmail Hakkı Akkiraz

Bismillahirrahmanirrahim
 
âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)›a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimiz'e, âline ve sahabelerine olsun.
 
SERAP: Atmosferde ışık ışınlarının kırılmasından doğan ve çöllerde kolaylıkla gözlemi yapılabilen göz yanılmasıdır. 16 Nisan'da referanduma sunulan anayasa değişikliği tıpkı serap gibi akıl tutulması yanılması ürünüdür.
 
Üç aylara girdik. Bu aylar, rahmetin, bereketin, bolluğun, manevi zenginliğe kavuşmanın, huzurun ve izzetin simgesidirler. Bu aylar, Allah'a ve ahret gününe inanan ve İslam'ı bir hayat nizamı olarak kavrayıp yaşamaya çalışanlar için saadettir. İslam'a “din ve düzen” olarak gafil olanların, bu ayların manevi ikliminden istifade etmeleri zordur. Böyle olanlar, olaylara Kur'an'ın hidayet nuruyla bakamadıklarından hayra değil, şerre hizmet ederler.
 
İslam, Allah Teâlâ'dandır. İslam, bir bütündür. İslam'ın yarısı kendisi değildir. İslam'ın eksik bir tarafı da yoktur ki, o tamamlansın.
 
İnsanlar zannederler ki, İslamsız saadet olabilir. Hayır, İslamsız din ve ahlak olmaz, talim ve terbiye olmaz, ilim olmaz, maddi ve manevi kalkınma olmaz, adil düzen, adil yönetim ve adalet olmaz. İslam'ın haram kıldığı ne varsa ve bu haramları din ve düzenlerinin dayanağı haline getirmiş bir toplum manen ölmüştür. Güya hesap gününü konuşan, ama o günün hesabını unutarak zalimane iş yapanlar, ancak kendilerini aldatan şeytanlarını sevindiren zavallı ve acınacak cahillerdir. Bu insanların önemsediği tek şey dünyaları ve dünyalıklarıdır. Kur'an'da bu insanlar hakkında şu hüküm verilmiştir: BAKARA 86: “İşte onlar, ahirete karşılık dünya hayatını satın alan kimselerdir. Bu yüzden ne azapları hafifletilecek ne de kendilerine yardım edilecektir.” İktidar koltuğunda oturabilmek için, faizci kapitalist nizamı yürütenler, haksız vergilerle milletin malını elinden alıp kendisine hileli yollarla servet edinenler, materyalist eğitimle nesilleri helak olmaya taşıyanlar, İslam düşmanlarını kendisine stratejik müttefik edinenler, ahirete karşılık dünya hayatını satın alan kimselerdir. Bir insan “din ve düzen” olarak İslam'ı dertlenip kendisine yol ve dava edinmezse, bu kimsenin dini de, düzeni de dünyası olur. Böyle insanlara Allah rahmet etmez.
 

İŞİ HARAM OLANLAR

HARAM: İnsanın maddi ve manevi varlığına zara veren şeylerdir. Allah Teâlâ, insanın maddi ve manevi varlığına zarar veren her şeyi yasaklamıştır. Allah'ın yasak kıldığı şeyleri kendilerine yol edinenler eninde sonunda helak olup giderler. Allah insanların sözlerine değil, yaptığı işine bakacaktır. Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor: “Allah Teâlâ sizin bedenlerinize ve yüzlerinize değil, kalplerinize bakar.” (Müslim, Birr 33)
 
Kötü ahlak sahibi olmak haramdır. Avrupa Birliği kötü ahlakın zeminidir. Bu bakımdan AB'yi bir medeniyet projesi olarak kabul etmek, kötü ahlaka yönelmek demektir. Kötü ahlakta saadet aramak ise azaba koşmaktır.
Materyalist eğitim, cahiliye eğitimidir. Bu eğitim, kınanmış ve yasaklanmıştır. Bu eğitimi esas alanların dünya ve ahiret saadetleri olmaz.
 
Faizi, Allah haram kılmıştır. Faize dayanan bir düzeni yürütenler Allah ve Resulü ile savaş halinde olan kimselerdir. Bu kimselerin bu savaşı kazanmaları imkânsızdır.
 
Allah, zinayı haram kılmıştır. Bu harama hürriyet tanıyan toplumların geleceği karanlıktır.
 
Allah, içkiyi ve kumarı akla ve mala zara verdiği için yasaklamıştır. Bu iki yasağa meyleden toplumlar birbirlerine düşmanca davranan şeytan maskarası olurlar.
 
Allah, özellikle domuz etini haram kılmıştır. Bu haramla gıdalarını kirleten toplumlar, edeplerini, hayâlarını ve iffetlerini kaybederler ve ruhsuz ve şuursuz bir hayat sürerler.
 
Allahü Teâlâ, ırkçı Siyonist Yahudiler ile şirk içinde olan Hıristiyanları stratejik ortak ve veli edinmeyi yasaklamıştır. Bu emre uymayan toplumlar zillete düşerler.
 
Allah yolunda olmak, laf ile olmaz. Ebu Musa Abdullah İbniKays el-Eş'ari (r.a) anlatıyor: Peygamberimiz'e, biri cesaretini göstermek, diğeri milletini korumak, öteki kendine yiğit adam dedirtmek için savaşan kimselerden hangisi Allah yolundadır? Diye soruldu. Peygamberimiz de şu cevabı verdi: “Kim, İslâmiyet daha yüce olsun diye savaşıyorsa o Allah yolundadır.” (Buhar ve Müslim) Allah yolunda olmak demek sözü ile işi bir olmak demektir. Sözü ile işi bir olmayan kimselerin Allah yolunda olma iddiaları kuru kuruntudan başka bir şey olmaz. Allah yolunda olanların yolu iyiliği emretmek, kötülüğü men etmek yoludur.
 

İÇİ BOŞ İŞLER

İnsanların dünya ve ahiret saadetini hedeflemeyen bütün işler, içi boş işlerdir. 16 Nisan günü halkoyuna sunulacak Anayasa değişikliğini bu bakımdan ele aldığımızda, bu değişikliklerin içinde toplumun saadetini sağlayacak bir tek konunun bulunmadığı kolaylıkla görülecektir.
 
Bu değişiklik teklifi Türkiye'de sadece hükümet etme şeklini değiştirmektedir. Şimdi devleti temsil eden bir cumhurbaşkanı, hükümet işlerini yürüten bir başbakan vardır. Bu başbakanı hükümeti kurmak üzere cumhurbaşkanı görevlendirmektedir. Görevlendirilen başbakan hükümeti oluşturup cumhurbaşkanının onayından sonra TBMM'den güvenoyu alarak göreve başlamaktadır. Bu yeni anayasa değişiklik teklifi ile devlet ve hükümet başkanı cumhurbaşkanı makamında toplanıyor, seçilecek cumhurbaşkanı hem devlet hem de hükümet başkanı oluyor. Buna da “Cumhurbaşkanı hükümet sistemi” adı veriliyor.
 
 “Cumhurbaşkanı hükümet modeli” bakanlar kurulunu ortadan kaldırdığında ve bakanlar cumhurbaşkanının sekreteri gibi çalışacağından bu modele “tek kişilik hükümet modeli” de deniyor. Bu değişiklik ile cumhurbaşkanı aynı zamanda partili de olabiliyor. Bu teklif yasalaşırsa halk tarafından seçilecek cumhurbaşkanı hem devlet başkanı, hem hükümet başkanı hem de parti genel başkanı olabilecek. Seçilecek cumhurbaşkanına meclisi ve yargıyı tek başına vesayeti altına alacak, denetlenmesi zor yetkiler de tanınıyor. Buna niçin ihtiyaç duyulmuştur, kimse makul ve mantıklı bir açıklama yapamıyor. Biz Saadet Partisi olarak bunun için bu değişikliğe EVET diyemiyoruz. Selam hidayete tabi olanlara…
Paylaş:

YORUMLAR

Yorum Yaz