2 Aralık 2020 Çarşamba

Bir tutam sitem!…


Adnan Öksüz

Yarın, 3 Aralık 2020. Dünya Engelliler Günü…

Adı, Ramazan Yiğit.

Yaklaşık 30 yıldır hayatını engelli olarak idame ettiriyor.

Bu süre zarfında engelliliğinden kaynaklı sayısız sorunla karşılaştı; fakat yılmadan, yorulmadan bu günlere geldi.

Lisans derecesinde eğitimini tamamladı. Yüksek lisansa hazırlanıyor. Yaklaşık on yıldır evli. Bir kızı var. Bir kamu kurumunda memur olarak çalışıyor.

Ramazan Yiğit, kendisi gibi engelli bir arkadaşının gördüğü son derece üzüntü verici bir muameleyi şu cümlelerle aktardı;

* “Engelli bir arkadaşım yüksek lisans öğrenimi için gittiği üniversitede derse girmek üzereyken, derse sosyal yardımlaşma kurumunda bürokrat olan hocası da gelir. Ve daha önce sınıfta hiç karşılaşmadığı arkadaşıma burada ne işi olduğunu, yardım talep etmek için geldiyse burası yeri olmadığını söyler!”

 

* “Öğretim görevlisi olarak çalışan birinin bile bu kadar dar düşündüğüne mi yanarsın, etkin bir biçimde yürütülemeyen sosyal devlet politikalarının engellileri düşürdüğü ekonomik yetersizlikler sebebiyle toplumda oluşan sürekli maddi yardıma muhtaç insanlar algısına mı ağlarsın!”

* “Fiziki olarak engelli olan bir kişi üniversiteler okusun, belirli bir alanda veya birçok alanda uzmanlaşsın, karşısındaki kişinin bir önyargısı hepsini silip süpürüyor. Kişi kendi ufkunun darlığını engelli dediği kişiye de yüklüyor. Sonra engelli kişi kendini ispat için uğraşıyor. Bununla ilgili o kadar çok örnek var ki…”

Son derece feci bir durum değil mi, Allah aşkına!

Devam ediyor, Ramazan Yiğit;

* “İnsanlar önce düşünceleriyle, eylemleriyle önümüze binbir türlü engel koyuyorlar, sonra da bu engelleri aşmamızı bekliyorlar. Bu da o kadar zor ki…”

* “Kaldırıma park edilen araçlar, kurulan tezgâhlar, konulan masalar yüzünden evinden işine gitmekte zorlanan, engelli bireye, sanki devlet eve ekmek gönderecekmiş gibi neden tek başına dışarı çıktığı hususunda yapılan sosyal baskıya mı kahredersin…”

Paylaş:

YORUMLAR

Yorum Yaz